hela

hegemonya

Lat hegemonia hüküm sahibi olma, tahakküm EYun ʰēgemōn ἡγεμών zönder, lider, şef EYun ʰēgéomai ἡγέομαι zöncü olmak, önderlik etmek << HAvr *sāg-eyo- HAvr *seh₂g- (*sāg-) aramak, iz sürmek

hekim

Ar ḥakīm حكيم z [#ḥkm faˁīl sf.] bilge, bilim adamı, filozof, tabip

heksa+

Fr héxa+ İng hexa+ [bileşik adlarda] altı EYun ʰeks ἑξ za.a. << HAvr *(k)swéḱs altı

hekt(o)+

Fr/İng hecto+ [bileşik adlarda] yüz EYun ʰekatón ἑκατόν za.a. << HAvr *(d)ḱm̥tóm a.a.

hektar

Fr hectare 100 ardan oluşan yüzey ölçü birimi

hela

"abdesthane" [ Cafer Efendi, Risale-i Mi'mâriyye, 1614]
Kenīf ve χalā ve beytül-ferāġ Arabīdir, Farisīde ve Türkīde kademgāh [ayakyolu] ve ābχāne ve memşā derler. [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
lağımcı yaˁnī beytül-χelā tathīr edici

Ar χalāˀ خلاء z [#χlw faˁāl msd.] yalnız ve ıssız olma, ıssızlık, tenhalık Ar χalā خلا zyalnız idi, inzivaya çekildi

Bu maddeye gönderenler: hali, halvet, tahliye


02.04.2015
helak

Ar halāk هلاك z [#hlk faˁāl msd.] tükenme, bitme Ar halaka هَلَكَ ztükendi (≈ Aram hālak הלכ z [#hlk] gitme, yürüme ≈ Akad alāku a.a. )

helal

Ar ḥalāl حلال z [#ḥll faˁāl msd.] izinli, meşru; 'haram' zıddı (≈ İbr/Aram ḥālāl [#ḥll] dini yasağa aykırı, haram Aram ḥalal yasak bozmak )

hele

Fa hale هله zuyarı ifade eden bir söz

helecan

Ar χalacān خلجان z [#χlc faˁalān msd.] titreme, sarsılma, yürek oynaması, telaş Ar χalaca خلج ztitredi, sarsıldı, yüreği oynadı

helenistik

Fr hellénistique Büyük İskender'i izleyen Helenleşme çağı, MÖ 330-30. Alm hellenistik a.a. (İlk kullanım: 1833 Johann Gustav Droysen, Alm. tarihçi.) EYun *ʰellēnistiká ἑλληνιστικά zHelenleşmecilik, Helenleştiricilik EYun *ʰellēnízō ἑλληνιζω zYunanlaştırmak +istik° EYun ʰellḗn ἑλλήν zYunan ulusuna mensup