hediye

hede hödö

?

hedef

Ar hadaf هَدَف z [#hdf faˁal ] a.a. Ar hadafa هَدَفَ zhedefledi, nişan aldı

heder

Ar hadar هدر z [#hdr faˁal msd.] 1. cezasız ve kısassız kan dökme, 'kanın yerde kalması', 2. boşa harcanan şey Ar hadara هدر zcezasız kan döküldü, boşa gitti

hedge

İng to hedge (fiil) 1. çit yapmak, çitle çevirmek, 2. finansal işlemlerde riski sınırlamak İng hedge çit, tarlanın sınırını belirten çalı veya ağaç dizisi << Ger *hagjā- a.a.

hedik

Erm hadig հատիկ ztanecik, tahıl (Kaynak: DankALT §415)Erm had հատ ztane

hediye

[ Edib Ahmed, Atebet-ül Hakayık, <1250?]
ḳabūl kılsa taŋ yok bu az hedyeni [bu küçük hediyeyi kabul etse hayret etmemek gerek]

Ar hadiya(t) هديّة z [#hdy faˁīla(t) sf. fem.] yol için kesilen kurban, uğurluk, yolluk, her çeşit armağan Ar hadā هَدَا zyol gösterdi

 hidayet

Benzer sözcükler: hediyeleşmek, hediyelik eşya


16.09.2017
hedonizm

Fr hédonisme zevkçilik, sefa düşkünlüğü EYun ʰēdonḗ ἡδονή zzevk, keyif +ism° << HAvr *swād-onā- tatlılık HAvr *sweh₂d- (*swād-) tatlı, hoş

hegemonya

Lat hegemonia hüküm sahibi olma, tahakküm EYun ʰēgemōn ἡγεμών zönder, lider, şef EYun ʰēgéomai ἡγέομαι zöncü olmak, önderlik etmek << HAvr *sāg-eyo- HAvr *seh₂g- (*sāg-) aramak, iz sürmek

hekim

Ar ḥakīm حكيم z [#ḥkm faˁīl sf.] bilge, bilim adamı, filozof, tabip

heksa+

Fr héxa+ İng hexa+ [bileşik adlarda] altı EYun ʰeks ἑξ za.a. << HAvr *(k)swéḱs altı

hekt(o)+

Fr/İng hecto+ [bileşik adlarda] yüz EYun ʰekatón ἑκατόν za.a. << HAvr *(d)ḱm̥tóm a.a.