hedik

hecin

Ar hacīn هجين z [#hcn faˁīl sf.] 1. nesli bozuk, melez, soysuz, 2. tek hörgüçlü sürek devesi

hede hödö

?

hedef

Ar hadaf هَدَف z [#hdf faˁal ] a.a. Ar hadafa هَدَفَ zhedefledi, nişan aldı

heder

Ar hadar هدر z [#hdr faˁal msd.] 1. cezasız ve kısassız kan dökme, 'kanın yerde kalması', 2. boşa harcanan şey Ar hadara هدر zcezasız kan döküldü, boşa gitti

hedge

İng to hedge (fiil) 1. çit yapmak, çitle çevirmek, 2. finansal işlemlerde riski sınırlamak İng hedge çit, tarlanın sınırını belirten çalı veya ağaç dizisi << Ger *hagjā- a.a.

hedik

"aşure" [ Lugat-i Halimi, 1477]
heft-dāne [Fa.]: Hedik aşı ki ˁaşūr aşı daχı dérler. [ Hamit Zübeyr & İshak Refet, Anadilden Derlemeler, 1932]
hedik (Ankara, Malatya, Yozgat, Van): 1 - kaynatılmış buğday; 2- eyi cins buğday.

Erm hadig հատիկ ztanecik, tahıl (Kaynak: DankALT §415)Erm had հատ ztane

Not: Anadolu ağızlarında aynı sözcüğe bazen edik "ayakkabı" anlamında da rastlanır.


18.09.2017
hediye

Ar hadiya(t) هديّة z [#hdy faˁīla(t) sf. fem.] yol için kesilen kurban, uğurluk, yolluk, her çeşit armağan Ar hadā هَدَا zyol gösterdi

hedonizm

Fr hédonisme zevkçilik, sefa düşkünlüğü EYun ʰēdonḗ ἡδονή zzevk, keyif +ism° << HAvr *swād-onā- tatlılık HAvr *sweh₂d- (*swād-) tatlı, hoş

hegemonya

Lat hegemonia hüküm sahibi olma, tahakküm EYun ʰēgemōn ἡγεμών zönder, lider, şef EYun ʰēgéomai ἡγέομαι zöncü olmak, önderlik etmek << HAvr *sāg-eyo- HAvr *seh₂g- (*sāg-) aramak, iz sürmek

hekim

Ar ḥakīm حكيم z [#ḥkm faˁīl sf.] bilge, bilim adamı, filozof, tabip

heksa+

Fr héxa+ İng hexa+ [bileşik adlarda] altı EYun ʰeks ἑξ za.a. << HAvr *(k)swéḱs altı