heder

heba

Ar habāˀ هباء z [#hbw faˁal msd.] toz, özellikle havada uçuşan toz zerresi

hece

Ar hacāˀ هجأ z [#hcw faˁāl msd.] 1. tempoyla manzume okuma, 2. alfabedeki harflerin sırası Aram hegā הגא z [#hgy] düşünme, heceleyerek okuma

hecin

Ar hacīn هجين z [#hcn faˁīl sf.] 1. nesli bozuk, melez, soysuz, 2. tek hörgüçlü sürek devesi

hede hödö

?

hedef

Ar hadaf هَدَف z [#hdf faˁal ] a.a. Ar hadafa هَدَفَ zhedefledi, nişan aldı

heder

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
heder: impune effundi sanguinem.

Ar hadar هدر z [#hdr faˁal msd.] 1. cezasız ve kısassız kan dökme, 'kanın yerde kalması', 2. boşa harcanan şey Ar hadara هدر zcezasız kan döküldü, boşa gitti


22.08.2014
hedge

İng to hedge (fiil) 1. çit yapmak, çitle çevirmek, 2. finansal işlemlerde riski sınırlamak İng hedge çit, tarlanın sınırını belirten çalı veya ağaç dizisi << Ger *hagjā- a.a.

hedik

Erm hadig հատիկ ztanecik, tahıl (Kaynak: DankALT §415)Erm had հատ ztane

hediye

Ar hadiya(t) هديّة z [#hdy faˁīla(t) sf. fem.] yol için kesilen kurban, uğurluk, yolluk, her çeşit armağan Ar hadā هَدَا zyol gösterdi

hedonizm

Fr hédonisme zevkçilik, sefa düşkünlüğü EYun ʰēdonḗ ἡδονή zzevk, keyif +ism° << HAvr *swād-onā- tatlılık HAvr *sweh₂d- (*swād-) tatlı, hoş

hegemonya

Lat hegemonia hüküm sahibi olma, tahakküm EYun ʰēgemōn ἡγεμών zönder, lider, şef EYun ʰēgéomai ἡγέομαι zöncü olmak, önderlik etmek << HAvr *sāg-eyo- HAvr *seh₂g- (*sāg-) aramak, iz sürmek