haza

hayta

?

hayvan

Ar ḥayawān حَيَْوَان z [#ḥyw] 1. yaşama, canlı olma, 2. her çeşit canlı varlık, canavar Ar ḥayya حَيَّ zyaşadı, canlı idi

hayy

Ar ḥāyy حَاىّ z [#ḥyy fāˁil fa.] diri, canlı, Allahın bir sıfatı Ar ḥayya حَىَّ zcanlı idi, yaşadı

hayz

Ar ḥayḍ حيض z [#ḥyḍ faˁl msd.] 1. akma, seyelan, 2. kadınlarda adet görme Ar ḥāḍat حاضت zaktı, adet gördü

haz

Ar ḥaẓẓ حظّ z [#ḥẓẓ faˁl msd.] pay, kısmet, nasip, şans Ar ḥaẓẓa حظّ ztalihli idi

haza

[ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
hāẕā āyet-i kitāb-ı Zebūr be-līsān-i Nemçe-i kāfūr [kâfir Almanın dilinde Zebur kitabının ayeti budur] haza beyefendi [ Cumhuriyet - gazete, 1969]
Haza beyefendi. Sizi lapor etmez. Öyle değil mi?

Ar hāḏā هٰذا zbu, şu, işbu, işte

Not: Güncel kullanımı "işte, beyefendi budur" anlamında bir deyimden türemiştir.

Bu maddeye gönderenler: maahaza


15.07.2015
hazakat

Ar ḥaḏiḳ حاذق z [#ḥḏḳ fāˁil fa.] mahir, becerikli ≈ Ar ḥaḏāḳa(t) حذاقة z [faˁāla(t) msd.] maharet, beceri Ar ḥaḏiḳa حذق zmahir ve becerikli idi

hazan1

Fa χazān خزان zsonbahar

hazan2

İbr/Aram ḥazzān חזן z1. tapınak görevlisi, 2. sinagogda ilahi okumakla görevli kişi, kantor Akad χazannu/χazānu kent yöneticisi

hazar

Ar ḥaḍar حَضَر z [#ḥḍr faˁal msd.] 1. meskûn ve ekilip biçilen yer, abadanlık, 2. seferi veya bedevi olmama hali, yerleşiklik Ar ḥaḍara حَضَرَ zmeskûn ve yerleşik idi

hazf

Ar ḥaḏf حذف z [#ḥḏf faˁl msd.] giderme, eksiltme