havra

havf

Ar χawf خوف z [#χwf faˁl msd.] korku Ar χāfa خاف zkorktu

havi

Ar ḥāwi حاوٍ z [#ḥwy fāˁil fa.] toplayan, kapsayan, içeren Ar ḥawā حوا ztopladı

havil

Ar hawl هول z [#hwl faˁl msd.] korkma, korku Ar hāla هَالَ zkorkuttu

havlıcan

Fa χāvlincān خاولنجان zkökü kulunç tedavisinde kullanılan bir bitki, topalak, galanga Sans kulaŋça कुलञ्ज za.a.

havlu

TTü hav hav, ince tüy veya iplik +lI(g)

havra

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
havra: Yahudi mabedi.

İbr χebrah חברה zcemaat, içtima İbr #χbr חבר zbir araya gelme, birlikte olma, birleşme

Not: Karş. Aram χibru "aşiret", Akad χubūru "cemaat, cemiyet".


10.12.2015
havsala

Ar ḥawṣala(t) حَوْصَلة z [#ḥṣl fawˁala(t) ] kursak, kuş midesi, (mec.) kavrayış, algı Ar ḥaṣala حَصَلَ z1. elde edildi, 2. (at) taş ve toprak yuttu

havuç

Fa havīc/havic هویج zkökü yenen malum sebze

havut

Fa hawid/ḥawīd هود/حويد zdeve semeri, yük için deve hörgücüne sarılan bez ~? Ar ḥawiyya(t) حويّة z [#ḥwy faˁīla(t) ] 1. bağırsak, bağırsak burması, 2. deve hörgücüne sarılan bez Ar ḥawā topladı, ördü

havuz

Ar ḥawḍ حوض z [#ḥwḍ faˁl ] su birikintisi, havuz, sarnıç

havva

Ar ḥawwāˀ حوّاء zAdem'in eşi, kadın İbr ḥawwāh חַוָּה za.a. ≈ İbr ḥayyāh חַיָּה z [#ḥyh] canlı, yaşayan