havlu

havas

Ar χawāṣṣ خَوَاصّ z [#χṣṣ fawāˁil çoğ.] özel olanlar, seçkinler, elitler Ar χāṣṣ خَاصّ z [t.] seçkin

havf

Ar χawf خوف z [#χwf faˁl msd.] korku Ar χāfa خاف zkorktu

havi

Ar ḥāwi حاوٍ z [#ḥwy fāˁil fa.] toplayan, kapsayan, içeren Ar ḥawā حوا ztopladı

havil

Ar hawl هول z [#hwl faˁl msd.] korkma, korku Ar hāla هَالَ zkorkuttu

havlıcan

Fa χāvlincān خاولنجان zkökü kulunç tedavisinde kullanılan bir bitki, topalak, galanga Sans kulaŋça कुलञ्ज za.a.

havlu

TTü: [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
peştemāl ve havlī silecekleri arak-ālūd olup [tere bulanıp] anları çıkara TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
havlü حولو & havli حولى makrama: Sudarium villosum.

TTü hav hav, ince tüy veya iplik +lI(g)

 hav1

Not: Küçük ses uyumu uyarınca havlı şekline evrilmesi gerekirken arkaik ses düzenini koruması, daha 17. yy'da sözcüğün bağımsız ad olarak algılandığını gösterir.

Benzer sözcükler: havlu atmak, kâğıt havlu


12.08.2017
havra

İbr χebrah חברה zcemaat, içtima İbr #χbr חבר zbir araya gelme, birlikte olma, birleşme

havsala

Ar ḥawṣala(t) حَوْصَلة z [#ḥṣl fawˁala(t) ] kursak, kuş midesi, (mec.) kavrayış, algı Ar ḥaṣala حَصَلَ z1. elde edildi, 2. (at) taş ve toprak yuttu

havuç

Fa havīc/havic هویج zkökü yenen malum sebze

havut

Fa hawid/ḥawīd هود/حويد zdeve semeri, yük için deve hörgücüne sarılan bez ~? Ar ḥawiyya(t) حويّة z [#ḥwy faˁīla(t) ] 1. bağırsak, bağırsak burması, 2. deve hörgücüne sarılan bez Ar ḥawā topladı, ördü

havuz

Ar ḥawḍ حوض z [#ḥwḍ faˁl ] su birikintisi, havuz, sarnıç