havlıcan

havari

Ar ḥawārī حَوَارِى z [#ḥwr] İsa'nın 12 müridinden her biri ~? Eth ḥawārī yolcu, elçi, haberci Eth ḥäwar gitmek

havas

Ar χawāṣṣ خَوَاصّ z [#χṣṣ fawāˁil çoğ.] özel olanlar, seçkinler, elitler Ar χāṣṣ خَاصّ z [t.] seçkin

havf

Ar χawf خوف z [#χwf faˁl msd.] korku Ar χāfa خاف zkorktu

havi

Ar ḥāwi حاوٍ z [#ḥwy fāˁil fa.] toplayan, kapsayan, içeren Ar ḥawā حوا ztopladı

havil

Ar hawl هول z [#hwl faˁl msd.] korkma, korku Ar hāla هَالَ zkorkuttu

havlıcan

[ Codex Cumanicus, 1303]
galanga - Fa & Tr: χoligian [ Yadigâr-ı İbni Şerif, <1421?]
dārçīnī ve kebābe ve ḥavlincān katub yiyeler

Fa χāvlincān خاولنجان zkökü kulunç tedavisinde kullanılan bir bitki, topalak, galanga Sans kulaŋça कुलञ्ज za.a.


10.04.2015
havlu

TTü hav hav, ince tüy veya iplik +lI(g)

havra

İbr χebrah חברה zcemaat, içtima İbr #χbr חבר zbir araya gelme, birlikte olma, birleşme

havsala

Ar ḥawṣala(t) حَوْصَلة z [#ḥṣl fawˁala(t) ] kursak, kuş midesi, (mec.) kavrayış, algı Ar ḥaṣala حَصَلَ z1. elde edildi, 2. (at) taş ve toprak yuttu

havuç

Fa havīc/havic هویج zkökü yenen malum sebze

havut

Fa hawid/ḥawīd هود/حويد zdeve semeri, yük için deve hörgücüne sarılan bez ~? Ar ḥawiyya(t) حويّة z [#ḥwy faˁīla(t) ] 1. bağırsak, bağırsak burması, 2. deve hörgücüne sarılan bez Ar ḥawā topladı, ördü