havale

hav1

≈ Fa χāv kabuk, sütün üzerinde oluşan kaymak, kumaş havı ≈ TTü kab kılıf, kabuk

hav2

onom köpek sesi

hava

Fa hawā هوا zhava, yel, esinti, melodi

havadis

Ar ḥawādiṯ حَوَادِث z [#ḥds̠ fawāˁil çoğ.] olaylar, hadiseler Ar ḥadīṯa(t) حديثة z [t.]

havai

Fa havāī هواى zhavaya dair, havasal

havale

"para aktarma" [ anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., y. 1300]
ḥavāla kıldı fulān üze miŋ yarmaknı [filan kişiye bin para havale etti] "... yükselti, yüksek yer" [ Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
"... epilepsi krizi" [ Meninski, Thesaurus, 1680]
havāle: (...) etiam Epilepsiâ correptus.

Ar ḥawāla(t) حَوَالة z [#ḥwl faˁāla(t) msd.] dönme, döndürme, borcu veya ödevi başkasına devretme, aktarma Ar ḥāla حَالَ zdöndü

 hal1

Benzer sözcükler: havaleli


20.07.2015
havali

Ar ḥawāli حَوالٍ z [#ḥwl fawāˁil çoğ.] etraf, çevreler Ar ḥawl حَوْل z [t.] çevre, döngü Ar ḥāla حَالَ zdöndü, dönüştü

havan

Fa/OFa hāvan هاون zöğütme kabı ≈ Ave hāvana- a.a.

havari

Ar ḥawārī حَوَارِى z [#ḥwr] İsa'nın 12 müridinden her biri ~? Eth ḥawārī yolcu, elçi, haberci Eth ḥäwar gitmek

havas

Ar χawāṣṣ خَوَاصّ z [#χṣṣ fawāˁil çoğ.] özel olanlar, seçkinler, elitler Ar χāṣṣ خَاصّ z [t.] seçkin

havf

Ar χawf خوف z [#χwf faˁl msd.] korku Ar χāfa خاف zkorktu