hasta

hasr

Ar ḥaṣr حصر z [#ḥṣr faˁl msd.] çit veya duvar veya askerle etrafını çevirme, kuşatma Ar ḥaṣara حصر zkuşattı, sınırladı, duvarla çevirdi ≈ Aram ḥāṣer 1. hasat, 2. avlu, çitle çevrili yer, özel mülk

hasret

Ar ḥasra(t) حسرة z [#ḥsr faˁla(t) msd.] yokluk, yoksunluk ≈ İbr/Aram ḥāsar חסר z [#ḥsr] eksik ve yoksun olmak

hassa1

Ar χāṣṣa(t) خاصّة z [#χṣṣ fāˁila(t) fa. fem.] 1. özel şey veya kişi (dişil), 2. özellik, hususiyet Ar χaṣṣa خَصَّ zseçti, ayırdı

hassa2

Ar *ḥāssa حاسّة z [#ḥss fa. fem.] Ar ḥassa حَسَّ zhissetti, kokladı

hassas

Ar ḥassās حسّاس z [#ḥss faˁˁāl mesl.] hisseden, duyarlı Ar ḥassa حَسَّ zhissetti

hasta

"yaralı" [ Gülşehri, Mantıku't-Tayr, 1317]
gemiciyi χasta kıldı bu χitāb / illā ol dem vérmedi aŋa cevāb "... hasta, sayrı" [ Meninski, Thesaurus, 1680]
χaste usit. vulg. χasta vel hasta hastahane [ Artin Hindoğlu, Hazine-i Lugat, 1831]
Hopital: χasta χāne, pimar χāne [bimarhane] hastabakıcı [ İbrahim Alaattin (Gövsa), Yeni Türk Lugatı, 1930]
hastabakıcı: Sureti mahsusada hastaya hizmet eden kadın veya erkek.

Fa χasta خسته z [pp.] yaralı, sayrı Fa χastan خستن zyaralamak, yaralanmak +a

Not: Orijinal anlamı "yaralı" olduğu halde, "sayrı" anlamına Farsça ve Türkçede eski tarihten itibaren rastlanır. Güncel Farsçada "yorgun" anlamında kullanılır.

Benzer sözcükler: hastabakıcı, hastahane, hastalanmak, hastalık, hastalıklı, hastane


02.02.2018
hasut

Ar ḥasūd حسود z [#ḥsd faˁūl sf.] kıskanç Ar ḥasada حَسَدَ zksıkandı

haşa

(Ar ḥāşa-llāhi حَاشَ الله zAllah göstermesin (olumsuz dilek sözü) ) Ar ḥāşā حَاشَى z [#ḥşy III f.] dışladı, uzak etti, tenzih etti

haşarı

Ar ḥaşarī حشرى z [nsb.] haşerata ait Ar ḥaşara(t) حشرة z [#ḥşr t.]

haşat

?

haşefe

Ar ḥaşafa(t) حشفة z [#ḥşf faˁala(t) mr.] penis başı, glans Ar ḥaşafa حشف zbüzüştü