harmandalı

harim

Ar ḥarīm حريم z [#ḥrm faˁīl sf.] yasak alan, korunmuş yer Ar ḥarama حَرَمَ zyasakladı

harir

Ar ḥarīr حرير z [#ḥrr faˁīl sf.] 1. yanan, yanar, 2. ipek Ar ḥarra حرّ zkızdı, yandı

haris

Ar ḥarīṣ حريص z [#ḥrṣ faˁīl sf.] arzu eden, hırslı Ar ḥaraṣa حَرَصَ zarzuladı

harita

Yun χártis χάρτης zkâğıt, rulo halinde evrak, pafta ≈ İt carta/charta a.a. EYun χártēs χάρτης zpapirüs, papirüs rulosu

harman

Fa χirman خِرمَن zbiçilmiş ekini yığma ve bu işin yapıldığı yer, harman yeri

harmandalı

harbende [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
bu kadar χarbende ve χarkeşān [eşekçi ve eşek çekici] kimi çögür ve kimi tambura çalup bir hāy-hūy kim taˁbīr ü tavsīf olunmaz "Ege bölgesine özgü oyun havası" [ Cumhuriyet - gazete, 1938]
Harmandalı gene harmandalı olarak kalır. Ancak bu sesleri Türk musikisinin bir örneği, bir esası olarak saymak

TTü χarbendelü «kervancılar», Anadolu'da bir cemaat adı Fa χarbande خربنده zeşekçi, kervancı § Fa χar خر zeşek Fa bande بنده zkul, uşak


14.11.2019
harmani

<< TTü harvanī kolsuz cübbe, pelerin ?

harp1

Ar ḥarb حرب z [#ḥrb faˁl msd.] savaş, cenk

harp2
harpuşta

Fa χarpuşte خر پشته zeşek sırtı § Fa χar خر zeşek Fa puşta پشته zsırt

hars

Ar ḥarṯ حرث z [#ḥrs̠ faˁl msd.] kültivasyon, tarla sürme, tarım Ar ḥaraṯa حرث ztoprağı sürdü, ekip biçti (≈ İbr ḥāraş חָרַשׁ z1. kazmak, hakketmek, 2. toprak sürmek, 3. yazı yazmak )