hani2

hanende

Fa χʷānande خواننده zokuyan, şarkı söyleyen Fa/OFa χʷāndan/χanīdan خواندن/خنيدن zokumak, şarkı söylemek +anda ≈ Ave χʷan- a.a. << HAvr *swenh₂- (*swen-) şarkı söylemek

hangar

Fr hangar dört yanı açık üstü kapalı yapı, çardak [esk.], uçak deposu << EFr hangart a.a. ≈ OLat hangardum/hangardium

hangi

<< TTü kankı/χankı hangi ETü-O kanı/χanı ne, hangi +kI

hanım

<< OTü χānum hükümdar eşine hitap şekli [1ci tekil kişi iyelik ekiyle] (Kaynak: Doerfer sf. III §1163.)ETü χān hükümdar +Um

hani1

<< TTü kanı hani, nerede [soru edatı] << ETü kañu/kayu a.a.

hani2

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
χani خانى: kırmızı büyük balık.

Yun χánni χάννι zbir balık türü, serranus hepatus << EYun χánnē χάννη za.a.

Not: Aristoteles, Historia Animalium 538a21'de bu isimle zikredilir.


22.08.2014
hanif

Ar ḥanīf حنيف z [#ḥnf faˁīl sf.] 1. Kuran'da Hz. İbrahim'in dini inancını tanımlamak için kullanılan bir sıfat, 2. tek tanrıcı Aram ḥanəphā חנפא z [#ḥnp] pagan, putperest, kitabi dinlerden önceki dinlere mensup ≈ İbr ḥanēph חנף zkâfir, dinsiz

hantal

Ar ḥanṭal/χanṭal حنطل/خنطل z [#ḥnṭl q.] acı meyvesi müshil ve çocuk düşürücü olarak kullanılan bir bitki, ebucehil karpuzu, it hıyarı, colocynthis

hanuka

İbr ḥanukah חנכה z [#ḥnk] 1. kutsama, adama, 2. Kudüs tapınağının kutsanmasını kutlayan Yahudi bayramı

hanut

Erm χanut խանութ zdükkân Aram ḥanūthā חַנוּתא zdükkân ≈ İbr ḥānoth חָנוּת z1. çadır, 2. sanatkâr veya satıcı hücresi, dükkân İbr ḥānāh çadır kurmak, konmak, yerleşmek (Kaynak: Jastrow sf. 482.)

hanüman

Fa χān ū mān خان و مان zev bark << OFa χān ud mān a.a. (Kaynak: McK 93)§ Fa/OFa χān ev, konak Fa/OFa mān ev, hane ≈ Fa/OFa māndan, mān- kalmak, barınmak