halka

halim

Arapça ḥlm kökünden gelen ḥalīm حليم z "yumuşak huylu" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ḥaluma حَلُمَ z "yumuşadı" fiilinin faˁīl vezninde sıfatıdır.

halis

Arapça χlṣ kökünden gelen χāliṣ خالص z "arı, saf, temiz" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça χalaṣa خلص z "arındı, kurtuldu" fiilinin fāˁil vezninde etken fiil sıfatııdır.

halita

Arapça χlṭ kökünden gelen χalīṭ خليط z "karışık" sözcüğünden türetilmiştir. Arapça sözcük Arapça χalaṭa خَلَطَ z "karıştırdı" fiilinin faˁīl vezninde sıfatıdır.

halk1

Arapça χlḳ kökünden gelen χalḳ خلق z "herhangi bir insan topluluğu, ahali" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Aramice/Süryanice χlḳ kökünden gelen χelḳā חֶלְקָא z "pay, bölük, kısım" sözcüğü ile eş kökenlidir. Bu sözcük Aramice/Süryanice χālaḳ חלק z "pay etmek, bölmek" fiilinden türetilmiştir.

halk2

Arapça χlḳ kökünden gelen χalḳ خلق z "yaratma, yaratış" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça χalaḳa خلق z "yarattı" fiilinin faˁl vezninde masdarıdır. Bu sözcük Aramice/Süryanice χlḳ kökünden gelen χālaḳ חלק z "pay etme, düzeltme, düzenleme" sözcüğü ile eş kökenlidir.

halka
Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)

[ Codex Cumanicus, 1303]
annellus [halka] - Fa: ghalχa - Tr: ghalχa vel toga [halka, toka] "... çember şeklinde hamur işi" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
çakıl ekmeği ve safî somunu ve yağlı halkası ve katmer kâhîsi ve yezd çöreği

Köken

Arapça ḥlḳ kökünden gelen ḥalḳa(t) حلقة z "yüzük, halka, zincir baklası" sözcüğünden alıntıdır.

Benzer sözcükler

halkalanmak


18.08.2017
hallaç

Arapça ḥlc kökünden gelen ḥallāc حلّاج z "pamuk atıcı" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ḥalaca حلج z "özel değneği ile pamuk attı" fiilinin faˁˁāl vezninde meslek adııdır. (Kaynak: Edw. Will. Lane, An Arabic Lexicon sf. I.626)

halojen

Fransızca halogène "1. kimyada klor ve benzeri elementler grubu, 2. bu gruptan gazları kullanan lamba" sözcüğünden alıntıdır. (İlk kullanımı: Jakob Berzelius, İsv. kimyacı (1779-1848).) Fransızca sözcük Eski Yunanca ʰáls, halo- ἁλς, ἁλο- z "tuz" (NOT: Bu sözcük Hintavrupa Anadilinde aynı anlama gelen yazılı örneği bulunmayan *séh₂ls (*sā́ls) biçiminden evrilmiştir. ) ve Eski Yunanca genḗs, genēt- γενής, γενητ- z "doğuran" sözcüklerinin bileşiğidir.

halt

Arapça χlṭ kökünden gelen χalṭ veya χilṭ خَلْط z "1. karışım, karıştırma, 2. eski tıpta insan bünyesini belirleyen dört maddenin her biri" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça χalaṭa خَلَطَ z "kardı" fiilinin faˁl vezninde masdarıdır.

halter1

Fransızca haltère veya haltéres "spor amacıyla kaldırılan ağırlık" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Geç Latince aynı anlama gelen halteres sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski Yunanca aynı anlama gelen ʰaltḗres ἁλτήρες z sözcüğünden alıntıdır. Yunanca sözcük Eski Yunanca ʰallomai, ʰalto- ἅλλομαι z "sıçramak, ani hareketle kalkmak" fiilinden türetilmiştir.

halter2

İngilizce halter "1. hayvan veya insan boynuna takılan ip, koşum, yular, 2. giyside ip şeklinde boyun askısı" sözcüğünden alıntıdır. İngilizce sözcük Eski İngilizce aynı anlama gelen hælfter sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Germence yazılı örneği bulunmayan *halb- "tutmak, iki şeyi birbirine bağlamak" fiilinden türetilmiştir.