halk2

halile

Ar ḥalīla(t) حَلِيلَةُ z [#ḥll faˁīla(t) sf. fem.] zevce Ar ḥalīl حَلِيلُ z [faˁīl ] nikahlı kişi, zevç Ar ḥalla حلّ z1. çözdü, ihramdan çıktı, 2. nikahladı

halim

Ar ḥalīm حليم z [#ḥlm faˁīl sf.] yumuşak huylu Ar ḥaluma حَلُمَ zyumuşadı

halis

Ar χāliṣ خالص z [#χlṣ fāˁil fa.] arı, saf, temiz Ar χalaṣa خلص zarındı, kurtuldu

halita

Ar χalīṭ خليط z [#χlṭ faˁīl sf.] karışık Ar χalaṭa خَلَطَ zkarıştırdı

halk1

Ar χalḳ خلق z [#χlḳ] herhangi bir insan topluluğu, ahali ≈ Aram χelḳā חֶלְקָא z [#χlḳ] pay, bölük, kısım Aram χālaḳ חלק zpay etmek, bölmek

halk2

[ Seyf-i Sarayî, Gülistan tercümesi, 1391]

Ar χalḳ خلق z [#χlḳ faˁl msd.] yaratma, yaratış Ar χalaḳa خلق zyarattı ≈ Aram χālaḳ חלק z [#χlḳ] pay etme, düzeltme, düzenleme

Benzer sözcükler: halketmek

Bu maddeye gönderenler: halayık, halik, halk1, hilkat, hulk (ahlak), mahluk


21.08.2014
halka

Ar ḥalḳa(t) حلقة z [#ḥlḳ faˁla(t) mr.] yüzük, halka, zincir baklası

hallaç

Ar ḥallāc حلّاج z [#ḥlc faˁˁāl mesl.] pamuk atıcı Ar ḥalaca حلج zözel değneği ile pamuk attı (Kaynak: Lane sf. I.626)

halojen

Fr halogène 1. kimyada klor ve benzeri elementler grubu, 2. bu gruptan gazları kullanan lamba (İlk kullanım: Jakob Berzelius, İsv. kimyacı (1779-1848).) § EYun ʰáls, halo- ἁλς, ἁλο- ztuz (<< HAvr *séh₂ls (*sā́ls) a.a. ) EYun genḗs, genēt- γενής, γενητ- zdoğuran

halt

Ar χalṭ/χilṭ خَلْط z [#χlṭ faˁl msd.] 1. karışım, karıştırma, 2. eski tıpta insan bünyesini belirleyen dört maddenin her biri Ar χalaṭa خَلَطَ zkardı

halter1

Fr haltère/haltéres spor amacıyla kaldırılan ağırlık << OLat halteres a.a. EYun ʰaltḗres ἁλτήρες za.a. EYun ʰallomai, ʰalto- ἅλλομαι zsıçramak, ani hareketle kalkmak