halen

halbuki
haldır

onom tekerlek sesi, mekanik çalışma sesi

hale

Ar/Fa hāla هالة z [#hwl faˁla(t) mr.] ayla EYun ʰálos ἁλος zdaire, çember, ay ve güneşin yüzü, aziz tasvirlerinde görülen hale

halef

Ar χalaf خَلَف z [#χlf faˁal sf.] birinin ardından gelen veya yerine geçen, ardıl Ar χalafa خَلَفَ z1. (birinin) yerine geçti, ardından geldi, 2. birinin ardından konuştu, topluluktan ayrı düştü ≈ Aram χālaf חָלַף z1. geçme, 2. yerine geçme, mübadele etme

halel

Ar χalal خَلَل z [#χll faˁal msd.] 1. bozma, yırtma, delme, 2. bozukluk, hasar, yırtık Ar χalla خَلَّ zbozdu, hasar verdi

halen

[ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
hālen: Şimdiki halde, hali hazırda.

Ar ḥālan [zrf.] şimdi, halihazırda

 hal1

Not: Hâlâ sözcüğünün yapıca eşdeğeri olup Arapça yazılışı aynıdır. Hâlâ deyiminin "süregelen zamanda" anlamı kazanması üzerine 19. yy sonlarına doğru ayrı sözcük olarak değerlendirilerek sözlüklere dahil edildiği görülüyor.


12.12.2015
halet

Ar ḥāla(t) حالة z [#ḥwl faˁla(t) mr.] hal, durum, evre Ar ḥāla حَالَ zdöndü, dönüştü

halhal

Ar χalχāl خلخل z [#χl q.] ayak bileziği onom χalχala خلخل zşangır şungur etti

halı

<< OTü kalın/kalı/χalı döşemelik ağır kumaş, halı ≈ Fa χalī خالى za.a.

halıfleks

marka Halıfleks kauçuk tabanlı yer halısı markası (İlk kullanım: 1971)

hali

Ar χāli خالٍ z [#χlw fāˁil fa.] yalnız, tenha, ıssız, yoksun Ar χalā خلا zyalnız idi