halef

halay

Kürd hilayi/halayi ayağa kalkma, oynama Kürd hildan/haldan oynamak, zıplamak

halayık

Ar χalāˀiḳ خلائق z [#χlḳ faˁāˀil çoğ.] 1. canlı varlıklar, mahlukat, 2. hane halkı, hizmetçi ve bağımlılar Ar χalīḳa(t) خليقة z [t.] yaratılmış alem, yaratı

halbuki
haldır

onom tekerlek sesi, mekanik çalışma sesi

hale

Ar/Fa hāla هالة z [#hwl faˁla(t) mr.] ayla EYun ʰálos ἁλος zdaire, çember, ay ve güneşin yüzü, aziz tasvirlerinde görülen hale

halef

[ anon., Kitâb Fi'l-Fıkh Bi'l-Lisâni't-Türkî, <1421]
[ Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
χalef-i χılāfet-şiˁār

Ar χalaf خَلَف z [#χlf faˁal sf.] birinin ardından gelen veya yerine geçen, ardıl Ar χalafa خَلَفَ z1. (birinin) yerine geçti, ardından geldi, 2. birinin ardından konuştu, topluluktan ayrı düştü ≈ Aram χālaf חָלַף z1. geçme, 2. yerine geçme, mübadele etme

Not: Ar χlf fiilinin anlam gelişmesi, "geçmek" > "yerine geçmek" > "ardından konuşmak, muhalefet etmek" şeklindedir. Aramicede aynı fiil "geçmek" > "yerine geçmek" > "mübadele etmek, alıp satmak" şeklinde evrilmiştir.

Bu maddeye gönderenler: halife (hilafet, kalfa), hilaf (muhalefet), ihtilaf (muhtelif)


30.08.2017
halel

Ar χalal خَلَل z [#χll faˁal msd.] 1. bozma, yırtma, delme, 2. bozukluk, hasar, yırtık Ar χalla خَلَّ zbozdu, hasar verdi

halen

Ar ḥālan [zrf.] şimdi, halihazırda

halet

Ar ḥāla(t) حالة z [#ḥwl faˁla(t) mr.] hal, durum, evre Ar ḥāla حَالَ zdöndü, dönüştü

halhal

Ar χalχāl خلخل z [#χl q.] ayak bileziği onom χalχala خلخل zşangır şungur etti

halı

<< OTü kalın/kalı/χalı döşemelik ağır kumaş, halı ≈ Fa χalī خالى za.a.