hale

halavet

Ar ḥalāwa(t) حلاوة z [#ḥlw faˁāla(t) msd.] tatlılık, şirinlik Ar ḥalā حلا ztatlı idi, tatlandı

halay

Kürd hilayi/halayi ayağa kalkma, oynama Kürd hildan/haldan oynamak, zıplamak

halayık

Ar χalāˀiḳ خلائق z [#χlḳ faˁāˀil çoğ.] 1. canlı varlıklar, mahlukat, 2. hane halkı, hizmetçi ve bağımlılar Ar χalīḳa(t) خليقة z [t.] yaratılmış alem, yaratı

halbuki
haldır

onom tekerlek sesi, mekanik çalışma sesi

hale

[ Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
aˁdā gelüp ol māh-i saltanāt-penāhı hāle-vār ıhāta eylemişdür [düşman gelip saltanatın odağı olan o ayı hale gibi çevrelemiştir]

Ar/Fa hāla هالة z [#hwl faˁla(t) mr.] ayla EYun ʰálos ἁλος zdaire, çember, ay ve güneşin yüzü, aziz tasvirlerinde görülen hale

Not: İng halo (a.a.) nihai olarak Yunancadan alınmıştır.

Benzer sözcükler: halelenmek


10.12.2015
halef

Ar χalaf خَلَف z [#χlf faˁal sf.] birinin ardından gelen veya yerine geçen, ardıl Ar χalafa خَلَفَ z1. (birinin) yerine geçti, ardından geldi, 2. birinin ardından konuştu, topluluktan ayrı düştü ≈ Aram χālaf חָלַף z1. geçme, 2. yerine geçme, mübadele etme

halel

Ar χalal خَلَل z [#χll faˁal msd.] 1. bozma, yırtma, delme, 2. bozukluk, hasar, yırtık Ar χalla خَلَّ zbozdu, hasar verdi

halen

Ar ḥālan [zrf.] şimdi, halihazırda

halet

Ar ḥāla(t) حالة z [#ḥwl faˁla(t) mr.] hal, durum, evre Ar ḥāla حَالَ zdöndü, dönüştü

halhal

Ar χalχāl خلخل z [#χl q.] ayak bileziği onom χalχala خلخل zşangır şungur etti