halayık

halas

Ar χalāṣ خلاص z [#χlṣ faˁāl msd.] arınma, azat olma, kurtulma Ar χalaṣa خَلَصَ zarındı, kurtuldu

halaskâr

§ Ar χalāṣ خلاص zkurtuluş, kurtulma Fa kār كار zeden

halat

~? OYun kalōdion καλωδιο z [küç.] urgancık EYun kálōs, kalod- κάλως, καλοδ- zurgan +ion

halavet

Ar ḥalāwa(t) حلاوة z [#ḥlw faˁāla(t) msd.] tatlılık, şirinlik Ar ḥalā حلا ztatlı idi, tatlandı

halay

Kürd hilayi/halayi ayağa kalkma, oynama Kürd hildan/haldan oynamak, zıplamak

halayık

"mahlukat" [ Kutadgu Bilig, 1069]
törütti χalāyiḳ öḏ öḏlek bu kün [mahlukları ve zaman ile zamaneyi, bu günü o yarattı] "... hizmetçiler" [ Erzurumlu Darir, Kıssa-i Yusuf terc., <1377]
Daχı aldı kız oğlanlar χalāyıḳ / χūri sanur gören bunları bayık

Ar χalāˀiḳ خلائق z [#χlḳ faˁāˀil çoğ.] 1. canlı varlıklar, mahlukat, 2. hane halkı, hizmetçi ve bağımlılar Ar χalīḳa(t) خليقة z [t.] yaratılmış alem, yaratı

 halk2


22.04.2015
halbuki
haldır

onom tekerlek sesi, mekanik çalışma sesi

hale

Ar/Fa hāla هالة z [#hwl faˁla(t) mr.] ayla EYun ʰálos ἁλος zdaire, çember, ay ve güneşin yüzü, aziz tasvirlerinde görülen hale

halef

Ar χalaf خَلَف z [#χlf faˁal sf.] birinin ardından gelen veya yerine geçen, ardıl Ar χalafa خَلَفَ z1. (birinin) yerine geçti, ardından geldi, 2. birinin ardından konuştu, topluluktan ayrı düştü ≈ Aram χālaf חָלַף z1. geçme, 2. yerine geçme, mübadele etme

halel

Ar χalal خَلَل z [#χll faˁal msd.] 1. bozma, yırtma, delme, 2. bozukluk, hasar, yırtık Ar χalla خَلَّ zbozdu, hasar verdi