halaskâr

hal3

Ar χalˁ خَلْع z [#χlˁ faˁl msd.] 1. giysisini çıkarma, soyma, 2. makamdan alma, tahttan indirme Ar χalaˁa خَلَعَ z(giysi) çıkardı, soydu

hal4

öz (Fr) Les Halles Paris'te meyve ve sebze pazarının bulunduğu binalar EFr halle salon Ger *hallō büyük kapalı mekân, salon, oylum << HAvr *ḱol-nó- HAvr *ḱel- kapatmak, örtmek

hala

Ar χāla(t) خالة z [#χwl faˁla(t) mr.] teyze, annenin kızkardeşi Ar χāl خال zdayı

hâlâ

Ar ḥālan حالاً z [zrf.] şimdiki zamanda, şimdi Ar ḥāl حال z [#ḥwl] şimdiki zaman, varolan durum +an

halas

Ar χalāṣ خلاص z [#χlṣ faˁāl msd.] arınma, azat olma, kurtulma Ar χalaṣa خَلَصَ zarındı, kurtuldu

halaskâr

YO: "kurtarıcı, Fr libérateur karşılığı" [ Tanin - gazete, 1912]

§ Ar χalāṣ خلاص zkurtuluş, kurtulma Fa kār كار zeden

 halas, kâr

Not: 1912'ye doğru silahlı kuvvetler içinde popülerlik kazanan bir deyimdir. Ar χalāṣ edilgen yapıda olup "kurtulma" anlamına geldiği için, kâr ilavesiyle aktif anlam yüklenmesi tuhaftır. • 1926'da Meclis kararıyla Mustafa Kemal Paşa'ya verilen Halaskâr Gazi unvanı muhtemelen 1912 olaylarına referans taşır.

Benzer sözcükler: halaskâran


24.04.2015
halat

~? OYun kalōdion καλωδιο z [küç.] urgancık EYun kálōs, kalod- κάλως, καλοδ- zurgan +ion

halavet

Ar ḥalāwa(t) حلاوة z [#ḥlw faˁāla(t) msd.] tatlılık, şirinlik Ar ḥalā حلا ztatlı idi, tatlandı

halay

Kürd hilayi/halayi ayağa kalkma, oynama Kürd hildan/haldan oynamak, zıplamak

halayık

Ar χalāˀiḳ خلائق z [#χlḳ faˁāˀil çoğ.] 1. canlı varlıklar, mahlukat, 2. hane halkı, hizmetçi ve bağımlılar Ar χalīḳa(t) خليقة z [t.] yaratılmış alem, yaratı

halbuki