habire

habaset

Ar χabāṯa(t) خباثة z [#χbs̠ faˁāla(t) msd.] kötü olma, habis olma Ar χabuṯa خَبُثَ zkötü idi

habbe

Ar ḥabba(t) حبّة z [#ḥbb faˁla(t) mr.] kabarcık, tane, tohum Ar ḥabb حبّ za.a.

haber

Ar χabar خَبَر z [#χbr faˁal msd.] bilme, bilgi, birinci elden bilinen şey ≈ Ar χabara خَبَرَ zdenedi, sınadı, bizzat deneyerek öğrendi

haberdar

Fa χabar-dār خبردار zhaberli

habip

Ar ḥabīb حبيب z [#ḥbb faˁīl sf.] sevgili, dost Ar ḥabba حَبَّ zsevdi

habire

TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ha bire de bire: ˁaleddevam manasına gelir.

ünl ha bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı)

 hay, bre


20.02.2015
habis

Ar χabīṯ خبيث z [#χbs̠ faˁīl sf.] kötü niyetli, kötü huylu Ar χabuṯa خَبُثَ zkötü idi

habitat

İng habitat yaşanılan yer, çevre, ortam Lat habitatus alışıldık, mutat, evcil Lat habitare [den.] ikamet etmek, alışmak +()t° Lat habēre, habit- sahip olmak, elde etmek, almak << HAvr *gʰh̥₁bʰ-éh₁-i̯e- (*gʰabʰ-ḗ-i̯e-) HAvr *gʰeh₁bʰ- (*gʰēbʰ-) almak, vermek

hac

Ar ḥacc حجّ z [#ḥcc faˁl msd.] dinî amaçlı ziyaret, özellikle Mekke'yi ziyaret ≈ Aram ḥaggā חַגָא z [#ḥgg] yılın belli günü yapılan kutlama, bayram, festival (Kaynak: Jastrow sf. 423-424.)≈ İbr ḥag חַג z [#ḥgg] a.a. İbr/Aram ḥagāg dönmek, geri gelmek

hacamat

Ar ḥicāma(t) حجامة z [#ḥcm fiˁāla(t) msd.] kadeh çekme, tıbbi amaçla vantuz uygulama Ar ḥacama حجم zmeme emdi, cildini emerek tümsek hale getirdi

hacegân

Fa χʷācagān خواجه z [çoğ.] hocalar, ulu kişiler Fa χʷāca خواجگان zhoca