hüviyet

hüsn

Arapça ḥsn kökünden gelen ḥusn حُسْن z "güzellik" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ḥasuna حَسُُنَ z "güzel idi" fiilinin fuˁl vezninde masdarıdır.

hüsran

Arapça χsr kökünden gelen χusrān خُسران z "zarara uğrama, tahribat, hasar" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça χasira خَسِرَ z "zarar gördü" fiilinin fuˁlān vezninde masdarıdır.

hüsrev

Farsça χusrav veya χosrov خسرو z "eski İran padişahlarının bir sıfatı" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Avesta (Zend) dilinde hu-sraw "iyi namlı, ünlü" sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Avesta (Zend) dilinde hu "iyi" ve Avesta (Zend) dilinde sraw "duyma, ün" sözcüklerinin bileşiğidir. Avestaca sözcük Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *ḱlew- "duymak" biçiminden evrilmiştir.

hüthüt

Arapça hd kökünden gelen hudhud هدهد z "Kuran'da adı geçen bir kuş, çavuş kuşu, upupa epops" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük hadhada fiilinin murabba (dörtlü)üdür.

hüvelbaki

Arapça huwa'l-bāḳī هو الباقي z "O (Allah) kalıcıdır" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça huwa هُوَ z "o (üçüncü tekil şahıs)" ve Arapça bāḳī بَاقٍ z "kalıcı" sözcüklerinin bileşiğidir.

hüviyet
Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)

"mahiyet, öz, özellikle Allah'ın zatı" [ Meninski, Thesaurus, 1680]
هویّة hüwījet. Essentia, pec. Divina [ Redhouse, Turkish and English Lexicon, 1890]
هويت huviyyet: The state, quality of being he or it; especially Godhead, divinity Yeni Osmanlıca: hüviyet senedi [ Tıngır & Sinapian, Istılahat Lugati, 1892]
identité [Fr.]: hüviyet هويت ... Carte d'identité: hüviyet senedi هويت سندى

Köken

Arapça yazılı örneği bulunmayan *huwīya(t) هویة z "o-luk, kim-lik" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça huwa هو z "üçüncü tekil kişi zamiri, o" sözcüğünden +īya(t)2 ekiyle türetilmiştir.

Ek açıklama

Arapça kişi zamirine +iyye(t) masdar eki eklenerek türetilmiş sözcük, eski metinlerinde nadiren "Allah'ın mahiyeti (essence)" anlamında felsefe terimi olarak görülür. 19. yy sonlarında Yeni Osmanlıca bürokratik deyim olarak benimsendi.

Bu maddeye gönderenler

hüvelbaki, mahiyet


14.11.2019
hüzün

Arapça ḥzn kökünden gelen ḥuzn حزن z "üzüntü" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ḥazana حزن z "üzdü" fiilinin fuˁl vezninde masdarıdır.

hüzzam

Arapça hzm kökünden gelen hazam هزم z "gümbürtü, gürleme" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir.

ıcık bıcık

"bedensel temas veya ıslaklık ifade eden deyim" Ses yansımalı sözcüktür.

ığrıp

Yeni Yunanca grîpos γρῖπος z "bir tür balık ağı ve balıkçı teknesi" sözcüğünden alıntıdır. Yunanca sözcük Eski Yunanca grîpos veya grîphos γρῖπος/γρῖφος z "balıkçı sepeti, balık tutma" sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *gʰrebh₂-(*gʰreb-) "yakalamak, tutmak" kökünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir.

ıhlamur

Yeni Yunanca flámulon veya flamúron veya φλαμούρι z "1. sancak, flama, 2. çiçekleri tıpta kullanılan bir ağaç, tilia" sözcüğünden alıntıdır. Yunanca sözcük Latince aynı anlama gelen flammulum sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Latince flamma "1. alev, 2. dar uzun bayrak, flama" sözcüğünün küçültme halidir.