hükümdar

hücre

Ar ḥucra(t) حجرة z [#ḥcr fuˁla(t) mr.] oda, hane Ar ḥacara حجر zkapattı, yasakladı

hücum

Ar hucūm هجوم z [#hcm fuˁūl msd.] üstüne varma, saldırma Ar hacama هجم züstüne vardı, saldırdı

hüda

Fa χodā خدا ztanrı, hükümdar, sahip << OFa χʷadāy a.a. << Ave χʷa-dāta a.a. § Ave hva-/χʷa kendi Ave dā- vermek, koymak, yapmak, yaratmak, belirlemek

hüdayinabit

Fa χudāyī nābit خداى نابت zkendiliğinden biten (bitki) § Fa χudāyī خداى ztanrısal, tanrıdan Ar nābit نابت z [#nbt fāˁil fa.] biten

hüküm

Ar ḥukm حُكْم z [#ḥkm fuˁl msd.] 1. yargılama, 2. yargı, karar, buyruk Ar ḥakama حَكَمَ zyargıladı, hükmetti

hükümdar

YO: "egemenlik sahibi, Fr souverain karşılığı" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
hükümdār: hākim-i örf.

§ Ar ḥukm حكم zegemenlik Fa dār دار ztutan, sahip

 hüküm, +dar


25.08.2014
hükümet

Ar ḥukūma(t) حكومة z [#ḥkm fuˁūla(t) msd.] yönetim, egemenlik Ar ḥakama حَكَمَ zyargıladı, egemenlik erki kullandı

hükümran

§ Ar ḥukm حكم zegemenlik Fa rān ران zsüren (Fa rāndan, rān- راندن, ران zgötürmek, sürmek Fa raftan, rav- رفتن, رو zgitmek )

hülasa

Ar χulāṣa(t) خلاصة z [#χlṣ fuˁāla(t) mr.] öz, özet Ar χalaṣa خلص zarındı, kurtuldu, serbest kaldı

hülle

Ar ḥulla(t) حلّة z [#ḥll fuˁla(t) mr.] 1. giysi, özellikle cennet giysisi, 2. İslam hukukunda sahte nikâh Ar ḥalla حلّ z1. çözdü, soydu, 2. nikâhladı

hülya

Ar χūlyā/māliχūlyā خوليا zmelankoli, kara sevda EYun χolía/melanχolía χολία za.a. EYun χolḗ/melanχolḗ χολή zkara safra, eski tıbba göre bünyeyi oluşturan dört ana maddeden biri << HAvr *ǵʰolh₃-éh₂ (*ǵʰol-ā́) sarı şey HAvr *ǵʰelh₃- (*ǵʰel-) sararmak, parlamak