gevrek

gevele|mek

TTü gev- çiğnemek, geviş getirmek +AlA- << ETü kev- a.a.

geven

TTü gev- çiğnemek +(g)An

geveze

Fa gabzan گبزن zçok veya boş konuşan, lafazan § Fa gab گب zlakırdı, boş laf Fa zan زن zçalan

geviş

<< ETü *keviş çiğneme ETü kev- çiğnemek +Iş

gevre|mek

<< ETü kegre-/kevre- koflaşmak, kırılgan olmak <? ETü *kegiz +(g)A-

gevrek

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
kewrek neŋ [[kırılgan olan bir bitki, örneğin ricinus]] [ Eşref, Hazâinu's-Saadât , <1460]
yüregin ol yukarığı yassı yirine ḥaḳ teˁālā bir geyrek gibi süŋük [kıkırdak gibi kemik] kapak eylemişdür [ Ahterî-i Kebir, 1545]
al-ġuḍruf [Ar.]: Kulak kemügi ve gegrek dedükleri yumşak süŋük. TTü: "... kuru ekmek" [ Meninski, Thesaurus, 1680]
gevrek: Fragilis, friabilis [kırılgan], crustulae quaedam [bir tür kuru ekmek]

<< ETü kegrek/kevrek kıkırdak ETü kegre- kırılgan ve kof hale gelmek +Uk

 gevre-


14.12.2015
gevşe|mek

<< TTü geŋşe- genişlemek, bollaşmak TTü geŋiş geniş +(g)A-

gey

İng gay 1. neşeli, 2. eşcinsel Fr gai neşeli

geyik

<< ETü keyik otçul yabani hayvanların genel adı, özellikle geyik

geyşa

Jap geişa sanatçı § Jap gei sanat Jap sha kişi

gez

<< ETü kez oyuk, çentik