gerek

gerdek

Fa girdak گردك zkral çadırı, otağ, gelin odası Fa gird گرد z1. döngü, daire, halka, 2. çadır +ak2

gerdel

Yun kaldári(on) καλδάριον zbakraç, su kaynatma kazanı [mod. kardári] Lat caldarium a.a. Lat calidus sıcak +ari° Lat calere ısıtmak

gerdeme

Yun kárdama κάρδαμα z [çoğ.] Yun/EYun kárdamon κάρδαμον zroka veya tere, genelde çiğ yenen her türlü ot

gerdun

Fa gardūn 1. dönen, devreden, çark, 2. burçlar çemberi, felek OFa gardēnag a.a.

gereç

TTü *gere- +(g)Aç << ETü kerge- gerekmek

gerek

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
altun kümiş kergeksiz kelürdi [altın ve gümüşü eksiksiz getirdi] ETü: [ Chuastuanift, <900]
neçe egsük kergek boltı erser [ne kadar eksik noksan oldu ise] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
kerek [[lazım, gereken]], taşıġ ısrumasa öpmiş kerek [[taşı ısıramayınca öpmek gerek - atasözü]], ol anı kerekledi [[onu özledi, eksiğini hissetti]] OTü: [ İbni Mühenna, Lugat, <1310]
kerekmek [noksan olmak] TTü: [ anon., Ferec ba'd eş-şidde, <1451]
siz bugün χocanuzuŋ eksügini geregini görivérüŋ

<< ETü kergek eksik, noksan, gereken ETü kerge- eksilmek, eksik olmak +Uk ETü kez oyuk +(g)A-

 gez

Not: "Oyuk" kavramı ile "eksik olmak, gerekmek" fiili arasındaki şaşırtıcı semantik ilişki Ar farḍ "farz" sözcüğünde aynen mevcuttur.

Benzer sözcükler: gerekmek, gerektirmek

Bu maddeye gönderenler: gereç, gerekçe, gereksin-


03.10.2017
gerekçe

ETü gerek +çA

gereksin|mek

TTü gerek +sIn-

geren

<? TTü gere- örtmek, yaymak +In (Kaynak: TDK1 sf. sv.)

gergedan

Ar/Fa karkadan كرگدن zgergedan Sans khaḍgadhenu खड्गधेनु z [fem.] dişi gergedan Sans khaḍgá खड्ग zboynuz, kılıç

gergef

Fa kārgāh كارگاه zçalışma yeri, tezgâh, özellikle nakış tezgâhı