geçin|mek

gecik|mek

<< ETü kéçil- gecikmek ETü kéç- ağır hareket etmek +Ik-

geç

<< ETü kéç geç (vakit), günün son bölümü, akşam

geç|mek

<< ETü keç- aşmak, öte gitmek, zaman geçmek

geçerli

TTü geçer cari

geçim

TTü geç-/geçin- +Im

geçin|mek

[ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
er suv keçindi [adam suyu geçer gibi yaptı] "1. geçimini temin etmek, 2. addolunmak, sayılmak" [ Meninski, Thesaurus, 1680]
geçinmek: Sustentare se, vivere [yaşamını sürdürmek, taayyüş etmek], censeri, existimari pro ... [addolunmak]. Eyü geçinmek: Bene se habere, commodam vitam ducere [hali vakti yerinde olmak]. "3. iyi ilişkide olmak" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
geçinmek: (...) hüsn-i muaşeret

TTü geç- +In-

 geç-

Benzer sözcükler: geçindirmek, geçinip gitmek


04.01.2016
geçit

<< OTü keçüt ırmak ve dağ geçişi ETü keç- geçmek +Ut

geda

Fa gadā گدا zyoksul, dilenci

gedik

<< OTü gedük kazılmış veya oyulmuş şey << ETü kert-/ket- oymak, çentmek +Uk

geğir|mek

<< ETü kekir- geğirmek, geniz sesi çıkarmak ETü *kegiz/*keŋiz geniz

geko

İng gecko bir tür kertenkele Malay keko