gayur

gaye

Ar ġāya(t) غاية z [#ġy faˁla(t) mr.] son, uç, nihayet

gayet

Fa ba-ġāyat بغاية zson olarak, son derece [zarf] Ar ġāya(t) غاية zson, uç [isim]

gayret

Ar ġayra(t) غيرة z [#ġyr faˁla(t) msd.] kıskanma, kıskançlık, hırs ve hamiyet Ar ġāra غَارَ zkıskandı, hırs yaptı

gayri

Ar ġayr غير z [#ġyr] başka, diğer

gayser

İng geyser yer altından fışkıran su İzl geisir fışkıran, dökülen Nor geisan akıtmak, (sıvı) dökmek, fışkırmak << Ger *gausjan HAvr *ǵʰew- (sıvı) dökmek, akıtmak

gayur

[ anon., Kitâb Fi'l-Fıkh Bi'l-Lisâni't-Türkî, <1421]
ġayyir [gayrli]et [ Selanikli Mustafa Ef., Tarih-i Selanikî, 1600]
Nice mīr-i ġayūr vardır ki ˁāidesi χarc-ı lāzimesine vefā eylemez [geliri zorunlu harcamalarına yetmez]

Ar ġayūr غيور z [#ġyr faˁūl im.] çok kıskanan, çok gayretli Ar ġāra غَارَ zkıskandı, gayret etti

 gayret


30.08.2017
gayya

Ar ġayya(t) غيّة z [#ġwy faˁla(t) msd.] baştan çıkma, kötü yola düşme, cehennemde bulunan bir kuyunun adı Ar ġāwa غاو zbaştan çıktı, kötü yola düştü

gayz

Ar ġayẓ غيظ z [#ġyẓ faˁl msd.] şiddetli öfke Ar ġāẓa غاظ zöfkeye kapıldı

gaz1

Fr gaz maddenin uçucu hali Hol gaz a.a. (İlk kullanım: J. B. van Helmont (1577-1644) Holl. kimyacı.) EYun χáos χάος zşekilsiz varlık

gaz2

Fr gazéine/gazole rafine edilmiş bir petrol ürünü, benzin Fr gaze uçucu madde, cismin uçucu hali

gaz3

Fr gaze çok gevşek dokunmuş pamuklu bez Ar ḳazz قزّ zkaba ipekli kumaş OFa kac/kaj a.a.