gayet

gâvur

Fa gabr گبر z1. Zerdüşt dinine mensup, ateşperest, 2. Müslüman olmayan, kâfir

gayakol

İng guaiacol tıpta öksürük giderici ve antiseptik olarak kullanılan bir organik madde İng guaiacum Orta Amerika kökenli bir bitki Taino

gaybubet

Ar ġaybūba(t) غيبوبة z [#ġyb faˁlūla(t) q. msd.] birinin gıyabında konuşma, gıybet Ar ġāba غَابَ zyok idi, kayıp idi, kayboldu

gayda

Bul gayda гайда zBalkanlara özgü tulum şeklinde çalgı ≈? Ger *gaitz keçi

gaye

Ar ġāya(t) غاية z [#ġy faˁla(t) mr.] son, uç, nihayet

gayet

[ Nasırüddin Rabguzi, Kısasü'l-Enbiya, 1310]
kündüzler ġāyet ısığ bolur [sıcak olur] [ anon., Ferec ba'd eş-şidde, <1450]
χalīfeye geldüm, yeŋi menşǖr vérdi, ġāyet χōş göndürdl. [ Meninski, Thesaurus, 1680]
ġāyette, ġāyetile vel ġāyet ince: Subtilissimus.

Fa ba-ġāyat بغاية zson olarak, son derece [zarf] Ar ġāya(t) غاية zson, uç [isim]

 gaye

Not: Begayet, gayetle veya gayetde şeklindeki özgün deyim gayet olarak kısaltılmıştır.

Benzer sözcükler: gayetle


23.08.2017
gayret

Ar ġayra(t) غيرة z [#ġyr faˁla(t) msd.] kıskanma, kıskançlık, hırs ve hamiyet Ar ġāra غَارَ zkıskandı, hırs yaptı

gayri

Ar ġayr غير z [#ġyr] başka, diğer

gayser

İng geyser yer altından fışkıran su İzl geisir fışkıran, dökülen Nor geisan akıtmak, (sıvı) dökmek, fışkırmak << Ger *gausjan HAvr *ǵʰew- (sıvı) dökmek, akıtmak

gayur

Ar ġayūr غيور z [#ġyr faˁūl im.] çok kıskanan, çok gayretli Ar ġāra غَارَ zkıskandı, gayret etti

gayya

Ar ġayya(t) غيّة z [#ġwy faˁla(t) msd.] baştan çıkma, kötü yola düşme, cehennemde bulunan bir kuyunun adı Ar ġāwa غاو zbaştan çıktı, kötü yola düştü