gaye

gavs

Ar ġawṣ غوص z [#ġwṣ faˁl msd.] 1. (özellikle inci için) denize dalma, inci dalgıçlığı yapılan yer, 2. tasavvufta en derin mertebeye erişmiş kişi ≈ Ar ġāṣa inci dalgıçlığı yaptı

gâvur

Fa gabr گبر z1. Zerdüşt dinine mensup, ateşperest, 2. Müslüman olmayan, kâfir

gayakol

İng guaiacol tıpta öksürük giderici ve antiseptik olarak kullanılan bir organik madde İng guaiacum Orta Amerika kökenli bir bitki Taino

gaybubet

Ar ġaybūba(t) غيبوبة z [#ġyb faˁlūla(t) q. msd.] birinin gıyabında konuşma, gıybet Ar ġāba غَابَ zyok idi, kayıp idi, kayboldu

gayda

Bul gayda гайда zBalkanlara özgü tulum şeklinde çalgı ≈? Ger *gaitz keçi

gaye

"son" [ Kutadgu Bilig, 1069]
bayat birse ˁizzin yok ol ġāyati [Allah izzet verse yoktur sonu] [ Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
ġāyet-i nīyetümüz ve müntehā-i ümnīyetümüz [nihai amacımız ve çabalarımızın hedefi] [ Meninski, Thesaurus, 1680]
ġāyet, ġāye: Extremitas rei summusque terminus [bir şeyin en son noktası]. "... amaç, hedef" [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
gāyet (Arabī terkiplerde 'gāye' kullanılır. Lisanımızda ise bunun mahall-i istimali biraz farklıdır..) (...) gāye: Maksad, varılacak netice.

Ar ġāya(t) غاية z [#ġy faˁla(t) mr.] son, uç, nihayet

Bu maddeye gönderenler: gayet


11.05.2015
gayet

Fa ba-ġāyat بغاية zson olarak, son derece [zarf] Ar ġāya(t) غاية zson, uç [isim]

gayret

Ar ġayra(t) غيرة z [#ġyr faˁla(t) msd.] kıskanma, kıskançlık, hırs ve hamiyet Ar ġāra غَارَ zkıskandı, hırs yaptı

gayri

Ar ġayr غير z [#ġyr] başka, diğer

gayser

İng geyser yer altından fışkıran su İzl geisir fışkıran, dökülen Nor geisan akıtmak, (sıvı) dökmek, fışkırmak << Ger *gausjan HAvr *ǵʰew- (sıvı) dökmek, akıtmak

gayur

Ar ġayūr غيور z [#ġyr faˁūl im.] çok kıskanan, çok gayretli Ar ġāra غَارَ zkıskandı, gayret etti