ful2

fuga

Alm Fuge eklem, derz Alm fügen eklemek, uydurmak << Ger *fōgjan << HAvr *peh₂ḱ- (*pāḱ-) direk dikmek, sabit kılmak

fuhuş

Ar fuḥş فُحْش z [#fḥş fuˁl msd.] ahlaki sınırları aşma, taşkınlık, rezalet Ar faḥuşa فَحُشَ zazdı, azgın ve aşırı idi

fujer

Fr fougère eğreltiotu

fukara

Ar fuḳarāˀ فقراء z [#fḳr fuˁalā çoğ.] yoksullar Ar faḳīr فقير z [t.] yoksul

ful1

İng full dolu << Ger *full- << HAvr *pl̥h₁-nó-s (*plē-nó-s) dolu, çok

ful2

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
fūl: bakla. "güzel kokulu bir çiçek, jasminum sambac" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
limon ve türünc ve kebbāt ve yāsemen ve fūl ve nergis ve leylāk ve erguvān (...) rāyiha-i tayyībesi

Ar fūl فول z [#fwl] bakla, özellikle Mısır'a özgü küçük taneli bakla ≈ İbr pōl פול zbakla, baklagillerden her türlü bitki

Bu maddeye gönderenler: filbahri


09.10.2014
fular

Fr foulard 1. bir tür ince ipekli kumaş, 2. bu kumaştan yapılan atkı veya mendil Prov foulat hafif yazlık kumaş <? Prov fouler basmak, bastırmak

fule

Fr foulée [pp. fem.] ayakla basış (özellikle at), adım Fr fouler basmak << OLat fullare a.a.

fultaym

İng full time tam süre (çalışma)

fulya

öz Puglia Güney İtalya'da bir bölge

funda1

Yun fúnda φούντα zpüskül, tepelik, sorguç, (kabarık şey), çalı Yun fúndonō φούντωνω zsık ve girift şekilde büyümek, dal budak sarmak Lat fundere, fus- 1. dökmek, saçmak, dağıtmak, 2. (bitki) bolca üretmek, dal budak sarmak