fosur

fos

<< TTü zifos boş, beyhude ~? Yun

foseptik

Fr fosse septique lağım çukuru § Fr fosse çukur, hendek (Lat fossa a.a. ) Fr septique lağım

fosfat

Fr phosphate bir fosfor bileşiği (İlk kullanım: 1787 Antoine de Lavoisier, Fr. kimyacı.) Fr phosphore

fosfor

Fr phosphore ışıma özelliğine sahip yanıcı bir element YLat phosphorus a.a. (İlk kullanım: 1669 Brandt, Alm. simyacı.) EYun phōsphóros φωσφόρος z1. ışık getiren, ışık veren, 2. sabah yıldızı § EYun phôs, phōt- φῶς, φωτ- zışık EYun phérō φέρω ztaşımak, getirmek

fosil

Fr fossile 1. kazılarak çıkarılan şey [esk.], 2. jeolojik hayvan veya bitki kalıntısı Lat fossilis kazılarak çıkarılan Lat fodere, foss- kazmak +()bilis << HAvr *bʰod- HAvr *bʰed- kazmak

fosur

TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
fosur fosur çubuk içmek

onom fosur tütün içme sesi

 fıs

Benzer sözcükler: fosurdamak, fosurtu


07.07.2015
foş

onom şiddetli su çarpma sesi

fot(o)+

Fr/İng photo+ [bileşik adlarda] ışık EYun phôs, phōt- φῶς, φωτ- zışık EYun pháō φάω zışımak +sis << HAvr *bʰeh₂-² (*bʰā-) parlamak, ışımak, aydınlanmak

foto+2

Fr/İng photo+ [bileşik adlarda] fotoğraf Fr photographe [abb.]

fotoğraf

Fr photographe görüntü kaydetme cihazı ve işlemi İng photograph a.a. (İlk kullanım: 1839 Sir John Herschel, İng. fizikçi.) § EYun phôs, phōt- φῶς, φωτ- zışık EYun grapheús γραφεύς zyazan, yazar

fotojenik

İng photogenic iyi fotoğraf veren § İng photo+ fotoğraf İng +genic doğuran