folklor

fokur

onom fokur kaynayan su sesi

fokus

YLat focus odak (İlk kullanım: 1604 Johannes Kepler, Alm. astronom ve matematikçi.) << Lat focus ocak, ateş

fol

Yun fóli φώλι zkuluçka eylemi veya kuluçka yeri << EYun phōleós φωλεός zin, hayvan yuvası, özellikle ayıların kış uykusu yeri

folikül

Fr follicule anatomide kesecik, özellikle saç kökü keseciği ve yumurta keseciği Lat folliculus kesecik Lat follis kese +icul°

folk

İng folk halk << Ger *folkam halk, güruh, ordu, kalabalık << HAvr *pl̥h₁-gós (*plē-gós) çok olmak, dolu olmak << HAvr *pleh₁-(*plē-) çok olmak, dolu olmak

folklor

[ Ziya Gökalp, 1922]
kavmiyatın bunlardan bahseden kısmına, Avrupalılar ayrı bir isim takarak 'folklor' derler. [ Mehmed Bahaeddin (Toven), Yeni Türkçe Lugat, 1924]
folklor: Halkın an'an'at ve âdâtıyle iştigal eden ilim.

İng folklore halk töre ve gelenekleri (İlk kullanım: 1846 William John Thomas, İng. yazar.) § İng folk halk İng lore öğreti, geleneksel bilgiler (<< Eİng lār a.a. ≈ Alm Lehre öğreti )

 folk

Not: Türkçe sözcük 1960'larda itibaren "halk müziği ve dansı" anlamıyla sınırlanmıştır. Folklorcu sözcüğü 1930'larda "halk geleneklerini inceleyen kişi" anlamındayken 1960'larda "halk dansları oynayan" demektir.

Benzer sözcükler: folklorcu, folkloristik


29.07.2015
folyo

İng folio 1. kâğıt tabakası, 2. bir tabaka kâğıdın ikiye bölünmesiyle elde edilen kitap boyutu İt folio yaprak, varak << Lat folium yaprak

fon(o)+

Fr/İng phono+ [bileşik adlarda] ses, konuşma EYun phōnḗ φωνή z [dev.] ses, özellikle insan sesi EYun phēmí φημί zsöylemek, konuşmak << HAvr *bʰeh₂-¹ (*bʰā-) söylemek

fon1

Fr fond zemin, dip, arka plan << Lat fundus 1. dip, yer, toprak, 2. çiftlik, gelir getiren mülk << HAvr *bʰudʰ-(m̥)n-ó-s dip

fon2

İt fondo gelir getiren varlık, sermaye Fr fonds [çoğ.] 1. çiftlik, gelir getiren mülk, 2. a.a. Fr fond toprak, arazi, çiftlik

fondan

Fr fondant 1. eriyen, sıvımsı yumuşak, 2. içi sıvımsı kremayla doldurulmuş bonbon Fr fondre dökmek, sıvılaştırmak, eritmek, erimek +ent° Lat fundere, fus- 1. (bir sıvıyı) dökmek, özellikle metal eritmek veya erimiş metal dökmek, 2. (katı şeyleri) saçmak, dökmek, yaymak, dağıtmak << HAvr *ǵʰu-n-d- HAvr *ǵʰew- (sıvı) dökmek, akıtmak