fezleke

fevt

Ar fawt فوت z [#fwt faˁl msd.] geçip gitme, kaçma, (mecazen) ölüm Ar fāta فات zgeçip gitti, kayboldu, kaçtı

feyiz

Ar fayḍ فيض z [#fyḍ faˁl msd.] 1. (su) taşıp çıkma, saçılma, yayılma, 2. bolluk, cömertlik Ar fāḍa فَاضَ z(su) taştı, yayıldı, saçıldı

feyk

İng fake sahte, kandırmaca

feylesof

Ar faylasūf/fīlasūf فيلسوف z [#flsf q.] felsefeci EYun philósophos φιλόσοφος z«bilgelik seven», a.a. (İlk kullanım: Pythagoras, Yun. filozof (MÖ 5. yy).) § EYun phílos φίλος zseven EYun sophós σοφός zbilge, bilgin, üstad

feza

Ar faḍāˀ فضاء z [#fḍw faˁal ] saha, geniş alan Ar faḍā فَضَا zaçıldı, yayıldı ≈ Ar fāḍa [#fyḍ] a.a.

fezleke

[ Kâtip Çelebi, Tuhfetü'l-Kibâr fi Esfârü'l-Bihâr, 1656]
χaṭīmetül kitāb ve feẕleketül ḥısāb [kitabın sonucu ve hesap özeti] YO: [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
feẕleke: (...) Mukaddemā müstantik kararnamesine denirdi. Şimdi zabıtanın tanzim ettiği tahkikat evrakına denir.

Ar faḏlaka(t) فذلكة zyazının sonundaki özet Ar fa ḏālika ف ذالك zşöyle ki, şu halde

 fe+


23.12.2014
fıçı

OYun boûttis/boútzi βούττις zfıçı, varil, gemi hacim birimi ≈ OLat butta/buttis fıçı, metal halkaları olan büyük küp

fıkdan

Ar fiḳdān فقدان z [#fḳd fiˁlān msd.] yoksunluk, yokluk, eksiklik, bulunmama Ar faḳada فَقَدَ zarayıp bulamadı, yokluk çekti

fıkıh

Ar fiḳh فقه z [#fḳh fiˁl ] 1. teşrih etme, kavrama, ilim, 2. islami hukuk ilmi İbr pāḳaḥ פָּקַח z [#pḳḥ] yarma, açma (göz açma, çiçek açma)

fıkır

onom kaynama sesi

fıkra

Ar fiḳra(t) فقرة z [#fḳr fiˁla(t) mr.] 1. omur, vertebra, 2. kasidenin baş beyti Ar faḳara فقر zoydu, çukur açtı