fasilite

fasıl

Ar faṣl فصل z [#fṣl faˁl msd.] 1. ayırma, bölme, 2. bölüm, aralık, mevsim Ar faṣala فَصَلَ zayırdı, böldü

fasıla

Ar fāṣila(t) فاصلة z [#fṣl fāˁila(t) fa. fem.] ara, aralık Ar faṣala فصل zayırdı, böldü

fasih

Ar faṣīḥ فصيح z [#fsḥ faˁīl sf.] açık, kolay anlaşılır Ar faṣaḥa فَصَحَ zaçtı

fasikül

Fr fascicule kitapçık, fasikül Lat fasciculus [küç.] küçük demet Lat fascis demet, iple bağlı küme +icul° << HAvr *bʰask- demet

fasile

Ar faṣīla(t) فصيلة z [#fṣl faˁīlā(t) sf. fem.] grup, zümre, aile, kabile Ar faṣala فصل zböldü

fasilite

"el kolaylığı, beceri" [ Milliyet - gazete, 1958]
Trumpet tonu ile icrada bulunan Erdoğan halen muazzam bir fasiliteye sahip olmamasına rağmen Muvaffak'dan sonra Türkiye'nin en iyi trumpetçisi olmak yolundadır. "... pratik hizmetler" [ Milliyet - gazete, 1968]
Çadır tipi evler: Bir fasilite binası ile bütün ihtiyaçları temin edilmiştir.

İng facility 1. kolaylık, 2. müşteriye veya kamuya kolaylık sağlamak için yapılan düzenleme Lat facilitas Lat facilis yapılabilir olan, kolay +itas Lat facere, fact- yapmak

 faktör

Benzer sözcükler: fasilitatör


09.12.2015
fasit

Ar fāsid فاسد z [#fsd fāˁil fa.] fesat eden, bozan, bozuk Ar fasada فَسَدَ zbozuldu, ziyan oldu

fason

Fr façon 1. yapım, imalat, 2. yapış şekli, usul, racon << Lat factio yapım Lat facere yapmak +()tion

fast-food

İng fast-food hızlı yemek büfesi § İng fast hızlı (<< Ger *fastu- pek, sağlam, katı << HAvr *pHst- (*past-) a.a. ) İng food yemek (<< Ger *fōd a.a. << HAvr *poh₂-t- (*pō-t-) a.a. )

fasulye

Yun fasúlia φασούλια z [çoğ.] Yun fasúli(on) φασούλι zmalum sebze, phaseolus vulgaris << EYun phásēlos φάσηλος zbaklagillerden ufak taneli bir bitki, fiğ, vicia sativa +ion

faş

Fa fāş فاش zaşikâr, açığa çıkmış ≈? Ar faşw فشو z [#fşw faˁl msd.] (sır) açığa çıkma, yayılma