fasat

fars

Fr farce 1. oyunların sahne aralarına eklenen halk tipi diyalog, 2. kaba güldürü Fr farcir doldurmak, dolma yapmak << Lat farcire, farct- tıkmak, doldurmak << HAvr *bʰr̥kʷ-i̯e- HAvr *bʰrekʷ- tıkmak, sıkmak, boğmak, kalabalık etmek

farz

Ar farḍ فَرْض z [#frḍ faˁl msd.] 1. kertik, çentik, 2. gerek, gereklilik, dini ve ahlaki zorunluluk, 3. mantıki gereklik, varsayım Ar faraḍa فَرَضَ z1. kertti, 2. gerektirdi

fas

Fr face yüz, cephe << Lat facies a.a.

fasafiso

Ar fasāfis فسافس z [#fsfs faˁālil q. çoğ.] haşerat Ar fisfisa(t) فسفسة z [q. msd.] haşere, böcek, özellikle tahta kurusu

fasarya

(Yun fasaría φασαρία zgürültü, patırtı, kargaşa ) İt fesseria aptallık, geri zekalılık İt fesso aptal, yarım akıllı << Lat fessus 1. arık, yorgun, bitkin, 2. hasta, bunak

fasat

[Kurun 1938]
Zemin, maktalar, dahilî fasat etüdü

Fr façade bina cephesi İt facciata yüz, cephe

 faça


15.02.2020
faseta

Fr facette traş edilmiş elmas yüzü, cephe Fr face [küç.] yüz, cephe

fasık

Ar fāsiḳ فاسِق z [#fsḳ fāˁil fa.] suçlu, günahkâr Ar fasaḳa فَسَقَ zsuç işledi

fasıl

Ar faṣl فصل z [#fṣl faˁl msd.] 1. ayırma, bölme, 2. bölüm, aralık, mevsim Ar faṣala فَصَلَ zayırdı, böldü

fasıla

Ar fāṣila(t) فاصلة z [#fṣl fāˁila(t) fa. fem.] ara, aralık Ar faṣala فصل zayırdı, böldü

fasih

Ar faṣīḥ فصيح z [#fsḥ faˁīl sf.] açık, kolay anlaşılır Ar faṣaḥa فَصَحَ zaçtı