fariza

fare

Ar faˀra(t) فأرة z [#fAr faˁla(t) ] dişi fare veya tek bir adet fare Ar faˀr فأر zfare (kollektif isim)

farenjit

Fr pharyngite boğaz enfeksiyonu EYun phárynks, pharyng- φάρυνξ, φαρυγγ- zboğaz +itis <? HAvr *bʰer-² delmek (Kaynak: Watkins sf. 10.)

farfara

~? İt farfalla geveze ve akılsız kimse

fariğ

Ar fāriġ فارغ z [#frġ fāˁil fa.] boşlamış, (dertten ve zahmetten) kurtulmuş, azade Ar faraġa فَرَغَ zboşalttı, feragat etti, özgür kaldı

farika

Ar fāriḳa(t) فارقة z [fem.] ayırt eden (dişil) Ar fāriḳ فارق z [#frḳ fāˁil fa.] ayırt eden

fariza

[ Kutadgu Bilig, 1069]
camāˁat bile [ile] kıl farīża namāz

Ar farīḍa(t) فريضة z [#frḍ faˁīlā(t) sf. fem.] farz olan şey, dini ödev Ar faraḍa فَرَضَ zbelirledi, kural koydu

 farz


31.03.2015
fark

Ar farḳ فرق z [#frḳ faˁl msd.] 1. ayrılma, ayrışma, ayırt etme, 2. ayrım Ar faraḳa فَرَقَ zayırdı

farmakoloji

Fr pharmacologie ilaç bilimi EYun phármakon φάρμακον zilaç

farmason

Fr franc maçon mason § Fr franc serbest, özgür Fr maçon duvarcı

fars

Fr farce 1. oyunların sahne aralarına eklenen halk tipi diyalog, 2. kaba güldürü Fr farcir doldurmak, dolma yapmak << Lat farcire, farct- tıkmak, doldurmak << HAvr *bʰr̥kʷ-i̯e- HAvr *bʰrekʷ- tıkmak, sıkmak, boğmak, kalabalık etmek

farz

Ar farḍ فَرْض z [#frḍ faˁl msd.] 1. kertik, çentik, 2. gerek, gereklilik, dini ve ahlaki zorunluluk, 3. mantıki gereklik, varsayım Ar faraḍa فَرَضَ z1. kertti, 2. gerektirdi