farbala

far1

Fr phare 1. deniz feneri, 2. otomobil ışığı EYun pháros φάρος zdeniz feneri öz Pháros İskenderiye açığında deniz feneriyle ünlü ada

far2

Fr fard [dev.] gözkapağı boyası Fr farder makiyaj yapmak, yüzünü boyamak << Ger *farwidon boyamak

faraş

Ar farāş فراش z [#frş fiˁāl mesl.] 1. kelebek, 2. kürek kemiği, kafatasının yan kemiği Ar faraşa فرش zyaydı, açtı, döşedi

faraza

Ar farḍan فرضاً z [zrf.] farz olarak, kural veya varsayım gereği Ar farḍ فرض z [#frḍ] zorunlu kabul, yasa, varsayım

farazî

Ar faraḍī فَرَضى z [nsb.] farza dair, farzî Ar faraḍ فَرَض z [#frḍ faˁal ] zorunlu kabul, yasa, varsayım

farbala

[ Mehmed Bahaeddin (Toven), Yeni Türkçe Lugat, 1924]
falbala: Elbiseye veya perdeye süs olarak konan kırmalı dar uzun kumaş. [ Sermet Muhtar Alus, Eski Çapkın Anlatıyor, 1933]
Yatak şatafatlı, üst kısmındaki farbalalar, harçlar lüks.

Fr falbala süsleme amacıyla kullanılan geniş kurdele ≈ Prov farbella a.a. ?


08.12.2015
fare

Ar faˀra(t) فأرة z [#fAr faˁla(t) ] dişi fare veya tek bir adet fare Ar faˀr فأر zfare (kollektif isim)

farenjit

Fr pharyngite boğaz enfeksiyonu EYun phárynks, pharyng- φάρυνξ, φαρυγγ- zboğaz +itis <? HAvr *bʰer-² delmek (Kaynak: Watkins sf. 10.)

farfara

~? İt farfalla geveze ve akılsız kimse

fariğ

Ar fāriġ فارغ z [#frġ fāˁil fa.] boşlamış, (dertten ve zahmetten) kurtulmuş, azade Ar faraġa فَرَغَ zboşalttı, feragat etti, özgür kaldı

farika

Ar fāriḳa(t) فارقة z [fem.] ayırt eden (dişil) Ar fāriḳ فارق z [#frḳ fāˁil fa.] ayırt eden