falçete

fal

Ar faˀl فأل z [#fAl faˁl ] iyi alamet

falafel

Ar falāfil فلافل z [#flfl] nohut ezmesiyle yapılan içli köfte Ar fulful فلفل zbiber

falaka

(≈ Ar falaḳa(t) فلقة z [#flḳ] ayak tabanına dayak atma sopası ) EYun phálanks, phalang- φάλαγξ, φαλαγγ- z1. kütük, kalın sopa, 2. Eski Yunan'da bir ordu birliği HAvr *bʰelǵ- kütük, kalın ağaç gövdesi

falan

Ar fulān فلان zadı zikredilmeyen kişi için kullanılan sözcük İbr/Aram pəlān פלן za.a.

falanjist

Fr phalangiste İspanya'da 1933'te kurulan sağcı parti mensubu İsp Falange İspanya'da bir parti +ist° EYun phálanks, phalang- φάλανξ, φαλαγγ- zEski Yunan'da sıkı düzenli piyade birliği

falçete

[ Cumhuriyet - gazete, 1930]
5 yaşındaki oğlu Halil İbrahim falçata denilen kunduracı bıçağile yaralanmıştır. [ TDK, Türkçe Sözlük, 2. Baskı, 1955]
falçete: Kunduracı bıçağı

İt falcietto [küç.] küçük tırpan, orak Lat falx, falc- orak +et°

Not: Kullanımda falçata biçimi açık farkla egemendir.


14.11.2019
falez

Fr falaise dik kayalık sahil Ger *felisa/felsaz kaya

fallus

YLat phallus erkek cinsel organı EYun phállos φάλλος zereksiyon halinde erkek cinsel organı << HAvr *bʰl̥-nó-s HAvr *bʰel-¹ şişmek, kabarmak

falsetto

İt falsetto «cırtlak ses», yüksek oktavda şarkı söylemeye imkân veren ses tekniği İt falso [küç.] hata, yanlış +et°

falso

İt falso hata, yanlış << Lat falsus [pp.] a.a. Lat fallere, fals- yanılmak, hatalı olmak

falya

İt falla yarık, çatlak, delik İt fallire eksik ve hatalı olmak, bozulmak, falsolu olmak