fak

fail

Ar fāˁil فاعل z [#fˁl fāˁil fa.] yapan, eden Ar faˁala فَعَلَ zetti, eyledi

fair play

İng fair play adil oyun, oyunu kuralına göre oynama § İng fair güzel (<< Ger *fagro- a.a. ) İng play oynamak, oyun

faiz

Ar fāˀiḍ فائض z [#fyḍ fāˁil fa.] artık, artan, taşıp dökülen, fazla Ar fāḍa فَاضَ ztaştı, arttı, döküldü

+faj

Fr/İng +phage [bileşik adlarda] yiyen EYun phágos φάγος z [dev.] yiyen EYun phagō φαγω zyemek << HAvr *bʰh₂g- (*bʰag-) paylaşmak, özellikle ziyafet vermek

fajita

İsp fajita fasulye

fak

[Müneb-TS <1429]
şol ˁaḳılsız kuş gibi kim toprak içinde faḳ varın fehm itmeye [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
faḳa فاقه basmak: Tuzağa düşmek.

Ar faχχ فَخّ z [#fχχ faˁl msd.] tuzak ≈ Aram paχ פַּח za.a.

Benzer sözcükler: faka basmak


03.07.2015
fakat

Ar faḳaṭ فقط zancak, yalnız, şöyle ki (bağlaç)

fakfon

Alm

fakih

Ar faḳīh فقيه z [#fḳh faˁīl sf.] bilgin, bilge, islam hukuku bilgini Ar faḳaha فَقَحَ zyorumladı, kavradı

fakir

Ar faḳīr فقير z [#fḳr faˁīl sf.] 1. oyuk, çukur, 2. beli bükük, 3. yoksul Ar faḳara فَكَرَ zoydu

fakr

Ar faḳr فقر z [#fḳr faˁl msd.] 1. oyuk olma, oyulma, 2. yoksulluk Ar faḳara فقر zoydu