faiz

fahrenhayt

Fr/İng fahrenheit bir hararet birimi öz Gabriel Fahrenheit Hollandalı fizikçi (1686-1736)

fahri

Ar faχrī فخرى z [nsb.] onursal Ar faχr فخر z [#fχr faˁl msd.] onur, gurur Ar faχara فخر zövündü, gurur duydu

faik

Ar fāˀiḳ فَائِق z [#fwḳ fāˁil fa.] üstün olan, üstün gelen Ar fāḳa فَاقَ zaştı, üstün geldi

fail

Ar fāˁil فاعل z [#fˁl fāˁil fa.] yapan, eden Ar faˁala فَعَلَ zetti, eyledi

fair play

İng fair play adil oyun, oyunu kuralına göre oynama § İng fair güzel (<< Ger *fagro- a.a. ) İng play oynamak, oyun

faiz

"artan" [ Meninski, Thesaurus, 1680]
fāız, fāyiz: taşüp dökülüci. Exuberans, exundans, abundans, affluens. Fāizül berekāt. "... borcun fazlası" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
māl-i pādişāhi ve kendüye on kīse fāiżi tahsīl ider

Ar fāˀiḍ فائض z [#fyḍ fāˁil fa.] artık, artan, taşıp dökülen, fazla Ar fāḍa فَاضَ ztaştı, arttı, döküldü

 feyiz

Not: Faiz için İslam hukukunda kullanılan normal terim ribā olup, faiz sözcüğü hüsnü tabir olarak benimsenmiştir.


18.11.2017
+faj

Fr/İng +phage [bileşik adlarda] yiyen EYun phágos φάγος z [dev.] yiyen EYun phagō φαγω zyemek << HAvr *bʰh₂g- (*bʰag-) paylaşmak, özellikle ziyafet vermek

fajita

İsp fajita fasulye

fak

Ar faχχ فَخّ z [#fχχ faˁl msd.] tuzak ≈ Aram paχ פַּח za.a.

fakat

Ar faḳaṭ فقط zancak, yalnız, şöyle ki (bağlaç)

fakfon

Alm