fırka

fındık

Ar bunduḳ/funduḳ بندق/فندق zfındık EYun pontikón kárion ποντικόν (κάριον) z«Karadeniz cevizi», fındık (Kaynak: LS sf. 1448.)EYun póntos πόντος zdeniz, özellikle Karadeniz

fır

onom yel sesi, dönme sesi

fırça

Yun vrútsa/vúrtsa βούρτσα zfırça OLat bruscia sert ve dikenli çalılık, fırça Lat bruscus funda çalısı Kelt

fırıldak

onom fırıl dönme sesi

fırın

Ar furn فرن z [#frn] ekmek veya yemek fırını (OYun foûrnos φοῦρνος za.a. (Kaynak: DuCG sf. 2:1698)) Lat fornus/furnus a.a. (Kaynak: EM sf. 441)<< HAvr *gʷʰr̥-nó-s HAvr *gʷʰer- (ateş veya közle) ısıtmak

fırka

"hizip" [ Neşrî, Kitab-ı Cihannümâ, 1492]
andan ehl-i Rūm fırḳası müteferrik olub YO: "... askeriyede tümen" [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
fırka: Yedi alaydan mürekkeb heyeti askeriye ki usulen bir ferikin kumandası altında bulunur. YO: "... siyasi parti" [ Volkan (gazete), 1909]
Farmasonlukta emsaline 'beynelmilel ihtilal fırkaları' tabir edilir.

Ar firḳa(t) فرقة z [#frḳ fiˁla(t) mr.] ayrışan insan grubu, bölük, hizip, fraksiyon Ar faraḳa فَرَقَ zayırdı

 fark

Benzer sözcükler: fırkacılık


27.08.2019
fırkateyn

İt fregatone [büy.] bahriyede fregata'dan büyük bir tür gemi İt fregata bir tür üç direkli ve hızlı savaş gemisi, firkete +on

fırla|mak

onom pır/fır uçma veya seğirtme sesi +lA-

fırsat

Ar furṣa(t) فرصة z [#frṣ fuˁla(t) mr.] bir işin yapılacağı aralık, vesile, şans Aram pirṣā פִּרְצָה z [#prṣ] delik, gedik (özellikle surda) Aram pəraṣ פרצ zdelme, gedik açma

fırtına

Yun fortúna φορτούνα zdenizde şiddetli hava (Kaynak: LF sf. §305)İt/Lat fortuna kader, kısmet, kaza << HAvr *bʰr̥-tew-no- «(günün) getirdiği» HAvr *bʰer-¹ taşımak, getirmek

fıs

onom alçak volümle konuşma sesi