fıkır

feza

Ar faḍāˀ فضاء z [#fḍw faˁal ] saha, geniş alan Ar faḍā فَضَا zaçıldı, yayıldı ≈ Ar fāḍa [#fyḍ] a.a.

fezleke

Ar faḏlaka(t) فذلكة zyazının sonundaki özet Ar fa ḏālika ف ذالك zşöyle ki, şu halde

fıçı

OYun boûttis/boútzi βούττις zfıçı, varil, gemi hacim birimi ≈ OLat butta/buttis fıçı, metal halkaları olan büyük küp

fıkdan

Ar fiḳdān فقدان z [#fḳd fiˁlān msd.] yoksunluk, yokluk, eksiklik, bulunmama Ar faḳada فَقَدَ zarayıp bulamadı, yokluk çekti

fıkıh

Ar fiḳh فقه z [#fḳh fiˁl ] 1. teşrih etme, kavrama, ilim, 2. islami hukuk ilmi İbr pāḳaḥ פָּקַח z [#pḳḥ] yarma, açma (göz açma, çiçek açma)

fıkır

KTü: [ anon., Kitabü'l-İdrak Haşiyesi, <1402]
fıkırdamak TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
fıkır fıkır kaynamak (...) fıkırdamak

onom kaynama sesi

Benzer sözcükler: fıkır fıkır, fıkırdamak, fıkırtı

Bu maddeye gönderenler: fokur


09.07.2015
fıkra

Ar fiḳra(t) فقرة z [#fḳr fiˁla(t) mr.] 1. omur, vertebra, 2. kasidenin baş beyti Ar faḳara فقر zoydu, çukur açtı

fıldır

onom hız ve telaşla dönme sesi

fındık

Ar bunduḳ/funduḳ بندق/فندق zfındık EYun pontikón kárion ποντικόν (κάριον) z«Karadeniz cevizi», fındık (Kaynak: LS sf. 1448.)EYun póntos πόντος zdeniz, özellikle Karadeniz

fır

onom yel sesi, dönme sesi

fırça

Yun vrútsa/vúrtsa βούρτσα zfırça OLat bruscia sert ve dikenli çalılık, fırça Lat bruscus funda çalısı Kelt