fıçı

feyiz

Ar fayḍ فيض z [#fyḍ faˁl msd.] 1. (su) taşıp çıkma, saçılma, yayılma, 2. bolluk, cömertlik Ar fāḍa فَاضَ z(su) taştı, yayıldı, saçıldı

feyk

İng fake sahte, kandırmaca

feylesof

Ar faylasūf/fīlasūf فيلسوف z [#flsf q.] felsefeci EYun philósophos φιλόσοφος z«bilgelik seven», a.a. (İlk kullanım: Pythagoras, Yun. filozof (MÖ 5. yy).) § EYun phílos φίλος zseven EYun sophós σοφός zbilge, bilgin, üstad

feza

Ar faḍāˀ فضاء z [#fḍw faˁal ] saha, geniş alan Ar faḍā فَضَا zaçıldı, yayıldı ≈ Ar fāḍa [#fyḍ] a.a.

fezleke

Ar faḏlaka(t) فذلكة zyazının sonundaki özet Ar fa ḏālika ف ذالك zşöyle ki, şu halde

fıçı

[ Fatih Sultan Mehmed, Kanunname-i Al-i Osman, <1481]
ve kāfir fuçīsin açup sücisin [şarabını] satsa fuçī başına on beş akça alına "... gemi hacim birimi, tonun sekizde biri" [ Kahane & Tietze, The Lingua Franca in the Levant, <1500]
bin beş yüz fuçī فوچى alır ulu gemilerden

OYun boûttis/boútzi βούττις zfıçı, varil, gemi hacim birimi ≈ OLat butta/buttis fıçı, metal halkaları olan büyük küp

Not: Fıçı teknolojisi 11. yy'da Akdeniz havzasında ortaya çıkmış ve butta, buttis, butticus / boutza şeklinde yazılan geç-Latince sözcük aynı tarihlerde kayda geçmiştir. Papias'ın sözlüğünde "Yunanca" olduğu belirtilir. DuCL sf. I:795. /tt/ > /tz/ evrimi Yunancada ve Güney İtalya lehçelerinde standarttır. Vutzi > fuçi biçimi Türkçeye Yunancadan veya İtalyan gemici ağızlarından alınmış olmalıdır. LF sf. 496-498. • Fr bouteille, İng bottle "fıçıcık" > "şişe" sözcükleri Lat buttella "fıçıcık" biçiminden türetilmiştir.


27.08.2017
fıkdan

Ar fiḳdān فقدان z [#fḳd fiˁlān msd.] yoksunluk, yokluk, eksiklik, bulunmama Ar faḳada فَقَدَ zarayıp bulamadı, yokluk çekti

fıkıh

Ar fiḳh فقه z [#fḳh fiˁl ] 1. teşrih etme, kavrama, ilim, 2. islami hukuk ilmi İbr pāḳaḥ פָּקַח z [#pḳḥ] yarma, açma (göz açma, çiçek açma)

fıkır

onom kaynama sesi

fıkra

Ar fiḳra(t) فقرة z [#fḳr fiˁla(t) mr.] 1. omur, vertebra, 2. kasidenin baş beyti Ar faḳara فقر zoydu, çukur açtı

fıldır

onom hız ve telaşla dönme sesi