ez|mek

eyvallah

Türkiye Türkçesi eyi vallahi sözcüğünden evrilmiştir.

eyvan

Arapça aywān أيوان z "büyük kapı, eşik, (mec.) saray" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Orta Farsça aynı anlama gelen āywan sözcüğünden alıntıdır. (Kaynak: Desmond Durkin-Meisterernst, Dictionary of Manichaean Middle Persian and Parthi sf. 6)

eyyam

Arapça ywm kökünden gelen ayyām أيّام z "günler" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça yawm يَوْم z "gün" sözcüğünün afˁāl vezninde çoğuludur.

eyyorla|mak

Türkiye Türkçesi eyi yorumla- deyiminden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir.

ez+

Farsça az "ayrılma ve uzaklaşma edatı, ismin den halini oluşturan edat" parçacığından alıntıdır. Farsça parçacık Orta Farsça aynı anlama gelen ac veya az sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Avesta (Zend) dilinde aynı anlama gelen haça- sözcüğü ile eş kökenlidir. (NOT: Avestaca sözcük Sanskritçe aynı anlama gelen sáça- sözcüğü ile eş kökenlidir. )

ez|mek
Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)

Eski Türkçe: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ol yérni ézdi [toprağa (ya da derinin üzerine) çizik attı] (...) anıŋ eti ézildi [eti tırmalandı Uzunlamasına her türlü çizik ya da sıyrık için bu sözcük kullanılır.]] (...) ol oġlan kulakın ézitti [çocuğun kulağına çizik/yarık açtı] Orta Türkçe: [ İbni Mühenna, Lugat, 1310 yılından önce]
ezdi: s̠arada [(ekmeği) doğradı, ufaladı] Kıpçakça: [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
ezdi: ḥalla bi maˁnā ḏawwaba [çözdü, eritti] Türkiye Türkçesi: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
ezmek & ezdürmek: Obterere, conterere, tundere [kıymak, parçalamak, ezmek].

Köken

Eski Türkçe éz- "çizmek, sıyrık veya yarık açmak" fiilinden evrilmiştir.

Ek açıklama

Çeşitli Türk dillerinde gösterdiği anlam çeşitliliği şaşırtıcıdır.

Benzer sözcükler

ezdirmek, ezik, ezilmek, ezinti, ezme

Bu maddeye gönderenler

eciş bücüş, ezgi


30.03.2015
eza

Arapça Aḏy kökünden gelen aḏā أذَى z "rahatsızlık, eziyet" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça aḏā أذَا z "rahatsız oldu, eziyet çekti" fiilinin faˁāl vezninde masdarıdır.

ezan

Arapça Aḏn kökünden gelen aḏān أذان z "duyurma, anons, özellikle namaza çağrı" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça aḏina أذن z "kulak verdi" fiilinin faˁāl vezninde masdarıdır. Bu sözcük Arapça uḏn "kulak" sözcüğünden türetilmiştir.

ezber

Farsça az bar veya az barm أز بر/برم z "hafızadan" deyiminden alıntıdır. Farsça deyim Farsça az "-den (ayrılma edatı)" ve Farsça barm برم z "hafıza, hıfz" sözcüklerinin bileşiğidir.

ezcümle

Farsça az cumle أز جملة z "bütünüyle, toplu olarak" deyiminden alıntıdır. Farsça deyim Farsça az "-den (ayrılma edatı)" ve Arapça cumla(t) جملة z "bütün" sözcüklerinin bileşiğidir.

ezel

Arapça Azl kökünden gelen azal أزل z "sonsuz geçmiş" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Aramice/Süryanice Azl kökünden gelen azal אַזַל z "1. geçmek, gitmek, 2. ölmek" fiilinden alıntıdır. (Kaynak: Jastrow, Dict. of the Targumim, Talmud Bavli etc. sf. 37.)