eyyam

eytam

Ar aytām أىتام z [#ytm afˁāl çoğ.] yetimler Ar yatīm [t.] yetim

eytişim

TTü eyit-/eyt- söylemek +Iş- ETü ay- a.a. +It- << ETü *ad- ayrılmak, seçmek

eyvah

Fa ay-vāh/ā-vāh أيواه/آواه zteessüf ünlemi

eyvallah

<< TTü eyi vallahi

eyvan

Ar aywān أيوان zbüyük kapı, eşik, (mec.) saray OFa āywan a.a. (Kaynak: D-M sf. 6)

eyyam

[ Ahmed b. Kadı-i Manyas, Gülistan tercümesi, 1429]
geçmiş zamān eyyāmı teˁemmül kılurdum [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
eyyām: 1. Zaman, hengâm. 2. Nüfuz, iktidar. 3. Gemiye müsaid rüzgâr.

Ar ayyām أيّام z [#ywm afˁāl çoğ.] günler Ar yawm يَوْم z [t.] gün

 yevm

Benzer sözcükler: eyyamcı

Bu maddeye gönderenler: heyamola


29.06.2015
eyyorla|mak

<? TTü eyi yorumla-

ez+

Fa az ayrılma ve uzaklaşma edatı, ismin +den halini oluşturan edat << OFa ac/az a.a. ≈ Ave haça- a.a. (≈ Sans sáça- a.a. )

ez|mek

<< ETü éz- çizmek, sıyrık veya yarık açmak

eza

Ar aḏā أذَى z [#Aḏy faˁāl msd.] rahatsızlık, eziyet Ar aḏā أذَا zrahatsız oldu, eziyet çekti

ezan

Ar aḏān أذان z [#Aḏn faˁāl msd.] duyurma, anons, özellikle namaza çağrı Ar aḏina أذن zkulak verdi Ar uḏn kulak