engin

enfraruj

Fr infrarouge kırmızı-altı, kızıl-ötesi

enfüsi

Ar anfus أنفُس z [#nfs çoğ.] nefsler Ar nafs [t.] benlik, özne

engebe

Yun engopi εγγοπή zkırık, yarık << EYun enkopḗ εγκοπή za.a. EYun en+ kóptō κόπτω zkesmek, kırmak (Kaynak: LS sf. 473)

engel

<? TTü en gel- أنگل zyoluna çıkmak, mani olmak

engerek

Yun enχeláki εγχελάκι z [küç.] yılancık EYun énχelys έγχελυς zyılan balığı, yılan HAvr *h₂engʷʰ- (*engʷʰ-) a.a.

engin

TTü: "deniz" [ Seydi Ali Reis, Miratü'l-Memalik, 1557]
saldım engine göŋül zevraḳın Şah oŋara (...) düşme engin-i gamma furtunacıkdur savılır

TTü en- inmek, alçalmak, çukur olmak +gIn

 in-

Not: Anlam evrimi "çukur yer, alçak" > "deniz" > "geniş, sınırsız" şeklindedir.


29.07.2015
enginar

Yun ankinára αγκινάρα zenginar, cynara scolymus << EYun kinára/kynára κινάρα/κυνάρα zyaban enginarı, cynara cardunculus ≈ Fa kangar a.a.

+engiz

Fa angīz أنگيز zharekete getiren, tahrik eden, uyandıran, koparan Fa angīχtan, angīz- أنگيختن, أنگيز zsallamak, depretmek, tahrik etmek << OFa han-vēχtan a.a. ≈ Ave hem+ vaeg-, vaeç- sallanmak, sarkmak

engizisyon

Fr inquisition 1. soruşturma, 2. Katolik kilisesinde soruşturma kurumu Lat inquisitio a.a. Lat inquirere soruşturmak, sorgulamak +()tion Lat in+1 quaerere, quaest- sormak

enik

<< ETü enük hayvan yavrusu ETü en- inmek +Uk

enikonu

<< TTü enüp konup inerek ve durarak