emekli

emboli

Fr embolie damar tıkanması EYun embolḗ εμβολή z [dev.] araya girme, kesinti +ia EYun en+ bállō βάλλω, βολ- zatmak

embriyon

Fr embryon cenin EYun émbryon έμβρυον zyavru, hamile olunan şey EYun en+ brýō βρύω zşişmek, kabarmak, gebe olmak

emcek

TTü em- +çAk

emek

<< ETü emgek zorluk, zahmet, eziyet ETü emge- zorluk çekmek, göğüslemek +Uk ETü emig göğüs +(g)A- ETü em- +I(g)

emekle|mek

<< ETü emgekle- zahmet çekmek, çabalamak ETü emgek +lA-

emekli

TTü: "zahmetli" [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
emekli: say ve cehd ile vücude gelen veya husulü say ve cehde mütavakkıf olan YTü: "mütekâit" [ Cumhuriyet - gazete, 1935]
Emekli ve öksüzlerin ikinci altı aylık yoklamaları başlamıştır.

TTü emek +lI(g)

 emek

Not: Yeni Türkçe kullanımı TTü emektar sözcüğünden esinlenmiştir.

Benzer sözcükler: emeklilik, erken emeklilik


18.11.2014
emektar

§ TTü emek Fa dār tutan

emel

Ar amal أمل z [#Aml faˁal msd.] umut, beklenti Ar amala أمل zumdu, hedefe yöneldi

emeritus

Lat emeritus «fahri», görev süresini tamamlamış fakat ders verme hakkını saklı tutan öğretim üyesi Lat e(x)+ meritus [pp.] haslet, hakediş Lat merēre hak etmek +()t° HAvr *(s)mer- pay almak

emetik

Fr émétique İng emetic kusturucu EYun emetikós εμετικός za.a. EYun eméō εμέω zkusmak +ik° << HAvr *wemh₁- (*wem-) kusmak

emin

Ar amīn أمين z [#Amn faˁīl sf.] güvenli, güvenilir Ar amana أمن zgüvendi, inandı