emek

emaye

Fr émaillé [pp.] sırlı, sırlanmış Fr émailler [den.] sırlamak Fr émail sır << EFr esmail Ger *smeltan metal eritmek << HAvr *(s)mel- eritmek, metal eritmek

embesil

Fr imbécile zekâ özürlü Lat imbecillus sakat, topal

emboli

Fr embolie damar tıkanması EYun embolḗ εμβολή z [dev.] araya girme, kesinti +ia EYun en+ bállō βάλλω, βολ- zatmak

embriyon

Fr embryon cenin EYun émbryon έμβρυον zyavru, hamile olunan şey EYun en+ brýō βρύω zşişmek, kabarmak, gebe olmak

emcek

TTü em- +çAk

emek

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
ok bodun emgek körti [Ok boyları zahmet çekti] TTü: emekçi [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
emekçi: Elinin emeğini satan, işçi.

<< ETü emgek zorluk, zahmet, eziyet ETü emge- zorluk çekmek, göğüslemek +Uk ETü emig göğüs +(g)A- ETü em- +I(g)

 em-

Benzer sözcükler: emekçi

Bu maddeye gönderenler: emekle-, emekli, emektar


03.10.2017
emekle|mek

<< ETü emgekle- zahmet çekmek, çabalamak ETü emgek +lA-

emekli

TTü emek +lI(g)

emektar

§ TTü emek Fa dār tutan

emel

Ar amal أمل z [#Aml faˁal msd.] umut, beklenti Ar amala أمل zumdu, hedefe yöneldi

emeritus

Lat emeritus «fahri», görev süresini tamamlamış fakat ders verme hakkını saklı tutan öğretim üyesi Lat e(x)+ meritus [pp.] haslet, hakediş Lat merēre hak etmek +()t° HAvr *(s)mer- pay almak