elyaf

elsine

Ar alsina(t) ألسنة z [#lsn afˁila(t) çoğ.] diller Ar lisān لسان z [t.] dil

elti

<< OTü élti evli kadın (saygı sözü) <? ETü élt- götürmek, taşımak

elvan

Ar alwān ألوان z [#lwn afˁāl çoğ.] 1. renkler, suretler, 2. rengârenk, alaca Ar lawn لون z [faˁl t.] renk, parıltı

elveda

Ar al-wadāˁ الْوَدَاع z [#wdˁ] vedalaşma, (Allah'a) ısmarlama

elviye

Ar alwiya(t) ألوية z [#lwy afˁila(t) çoğ.] sancaklar Ar liwāˀ لواء zsancak

elyaf

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
elyāf: Lifler. Ağaçların ve köklerin telleri, bedende olan elyāf-ı hücreviye.

Ar alyāf ألياف z [#lyf afˁāl çoğ.] lifler Ar līf ليف z [t.]

 lif


08.08.2014
elzem

Ar alzam ألزم z [#lzm afˁal kıy.] daha gerekli, en gerekli Ar lāzim لازم z

em

<< ETü em ilaç

em|mek

<< ETü em- emmek

emanet

Ar amāna(t) أمانة z [#Amn faˁāla(t) msd.] 1. güvenme, inanma, 2. güvene dayalı olarak verilen şey veya görev Ar amana أمن zgüvendi, inandı ≈ İbr amānah אמָנָה zgüvenme, inanma

emansipe

Fr émanciper azat etmek veya edilmek, özgürleşmek Lat emancipare [den.] (mülk) elden çıkarmak, (köle) azat etmek Lat e(x)+ manceps, mancip- mal sahibi (§ Lat manus el Lat capsa alan, alıcı )