elma

elim

Ar alīm أليم z [#Alm faˁīl sf.] acı veren, acıtan Ar alima أَلِمَ zacı çekti, ağrıdı

elimine

Fr eliminer dışlamak, dışarıda bırakmak OLat eliminare [den.] kapı dışarı etmek Lat e(x)+ limen, limin- eşik

elips

Fr ellipse, ellipt- 1. eksiklik, eksilme, 2. geometride bir şekil EYun éllipsis έλλιψις za.a. EYun elleípō ελλείπω, ελλιπ- zeksik bırakmak +sis EYun en+ leípō, lip- λείπω, λιπ- zeksik olmak

elit

Fr élite seçkin, seçilmiş Fr élire seçmek << Lat eligere, elect- a.a.

elli

<< ETü elig/ellig 50 ≈? ETü elig el

elma

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
alma [[Oğuzlarda elma. Türkler aynı anlama gelecek biçimde almıla der.]] TTü: elmacık [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
elmacık: Uyluk kemiğinin başı. Her kemiğin yumru başı; yanak, gırtlak, çene elmacığı. (...) yer elması: şalgam ve patata gibi maruf kök.

<< ETü-O alma a.a. ≈ ETü almıla <<? ETü al *mıla «al renkli mıla»

Not: Karş. EYun mēlon/mālon, Lat mālum "elma". Bronz Çağında İç Batı Asya'dan dünyaya yayılan meyvenin adının çeşitli dillere ortak bir kaynaktan alınmış olması güçlü olasılıktır.

Benzer sözcükler: adem elması, elma şekeri, elmacık, yer elması


06.08.2019
elmas

Ar/Fa almās ألماس zdeğerli taşların en serti, elmas ≈ OFa almās metallerin en serti, çelik Akad elmēşu değerli bir metal; parlak, parıldayan (tanrılara özgü bir sıfat)

elsine

Ar alsina(t) ألسنة z [#lsn afˁila(t) çoğ.] diller Ar lisān لسان z [t.] dil

elti

<< OTü élti evli kadın (saygı sözü) <? ETü élt- götürmek, taşımak

elvan

Ar alwān ألوان z [#lwn afˁāl çoğ.] 1. renkler, suretler, 2. rengârenk, alaca Ar lawn لون z [faˁl t.] renk, parıltı

elveda

Ar al-wadāˁ الْوَدَاع z [#wdˁ] vedalaşma, (Allaha) ısmarlama