ekidne

ek|mek

<< ETü ek- (tohum) serpmek

ekâbir

Ar akābir أكابِر z [#kbr afāˁil çoğ.] en büyükler, önde gelenler Ar akbar أَكْبَر z [t.] daha büyük, en büyük

ekalliyet

Ar aḳall أقلّ z [#ḳll afˁal kıy.] daha az, çok az +īya(t)2 Ar ḳalīl قليل z [faˁīl sf.] az

ekarte

Fr écarté [pp.] bir iskambil oyunu Fr écarter iskambilde kâğıt kaçmak, bertaraf etmek İt scartare a.a. << OLat *excartare [den.] Lat e(x)+ carta kâğıt

ekber

Ar akbar أكبر z [#kbr afˁal kıy.] daha büyük, en büyük Ar kabīr كَبِير zbüyük

ekidne

[ Meydan-Larousse, 1969]

Fr échidné dikenli karıncayiyen EYun éχidna ἔχιδνα z«dişi yılan», mitolojide yılan kadın, şahmaran EYun éχis ἔχις zzehirli yılan, engerek << HAvr *h₃égʷʰi-s (*ógʷʰi-s) yılan

 ejderha


06.09.2017
ekilibr

Fr équilibre denge Lat aequilibrium terazinin denge hali § Lat aequus eşit Lat libra terazi +ium

ekim

TTü ek- +Im

ekimoz

Fr ecchymose cilt altına kan oturması EYun ekχýmōsis εκχύμωσις zdışarı sıvı sızması EYun ek+ χéō, χy- akmak, sızmak +osis

ekin

<< ETü ekin ekilen şey, tahıl ETü ek- +In

ekinoks

Fr équinox gündönümü, gündüz ve gecenin eşit olduğu tarih Lat aequinoctium § Lat aequus eşit Lat nox, noct- gece +ium